A.

A.
Martin ama Edemeyen Que sera sera... Film Arşivim: simkl.com/7456051/movies/...
Enfes :)
Çılgın haberi sona sakladım hazır mısın? Dede oluyoruz! Balık’ın yavruları olacak, her tarafım köpeklerle dolacak. Şahsi ve vahşi çetemi kuruyorum resmen, artık herkes ayağını denk alacak. Çok heyecanlıyım ya, torun bambaşkaymış, dedikleri kadar varmış hakikaten. Şimdiden dedelik hormonları salgılamaya başladım. Şey diyorum işte, kızın sana aşeriyormuş da, fırsatını bulursan gelip onu bir öpsene Osman. Talihsiz ayrılığımızın torunlarımızın geleceğini etkilemesini hiç istemiyorum. Medeni insanlarız neticede. Ayrıca çok iyi bir dede olacağını düşünüyorum. Hayatımda senin kadar kimseyi sevmedim demek gerçekçi olur mu bilmiyorum. Zaten kıyaslayabileceğim kimseyi de hatırlayamıyorum. Ama senin kadar istikrarla kimseyi sevmediğime eminim, bir daha sevebileceğimi de sanmıyorum Osman. Gördüğün gibi ortalıkta çok fazla duygu var, dikkatli olmamız lazım, çok dikkatli olmamız lazım Osman.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çok rahat çok profesyonel bir 10/10
10/10
·129 syf.··
2025 4. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2025 03:17
Merhabalar, okuduğum en orjinal kitaplardan birinin incelemesiyle beraberiz. İncelemeye başlamadan önce şunu belirtmeliyim ki, bu kitap benim uzun süredir alıntılarından hayran olduğum ve okumayı iple çektiğim bir kitaptı ama aylardır bu kitabı okumaya hazır bir ahvalde olmadığım için erteleme üstüne erteleme yapıyordum. Ki nihayetinde okurken bi yandan gerçekten hiç de hazır olmadığımı bir yandan da hayatta belki de hiçbir şeye tam anlamıyla hazır olamayacağımızı derin şekilde hissettim. İster kitap, ister dizi ister film olsun, belirli his, fikir ve konu üzerine sündürürcesine derinleşen yapıtlar hiçbir zaman benim özel ilgi alanım olmamıştır. Ben olaylar ile hislerin, kurgu ile gerçeğin birbirine karıştığı bir dakika önce gülerken bir dakika sonra seni ağlatabilecek ondan bir dakika sonra hayatı sorgulatabilecek yapımları severim. Bu türle aslında beni tanıştıran Leyla ile Mecnun dizisi olmuştur. Bir dakika önce kahkaha atarken sonrasında salya sümük ağlatan bir dakika sonrasında derin dalmışlıklarla hayatı sorguladığınız anlar yaşatırdı. Sonrasında da ister duygusallık, ister aksiyon ister kahramanlık temalı olsun, sadece o tema üzerine yoğkmemiştir. Anlamak, hissetmek, kavramak göstererek değil bizzat hayatın kendisi gibi aunlaşıp anlattıkça daha derine işleyeceği zannıyla hareket eden yapımlar beni pek çehval ve hisleri pişirerek hakikatine ulaşır. Mevzu bahis kitabımız da tam olarak böyle bir kitap. Hem dili, hem duyguları hem de konusu itibariyle sizi ordan oraya gezdirip sonra aldığı yere bırakıyor ama size arka bahçenizi burası neresi abi diye sorgulatıyor. Normalde bir kitaptan çok fazla alıntı yapan kişilerden sıkılırım. Tabii ki kendi profili ve arşivi ne alıntı isterse yapar ama bazen sırf post çıkarmak için bunu yaptıklarını hisseder ve rahatsız
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,7bin okunma
Ne bileyim ben nasılım? Düşünsen çıldırırsın.
Doğrusunu istersen, insanlarla temas etmenin hemen her zaman bazı bedelleri oluyor. îki insan bir araya geldiğinde ilk olarak atılabilecek en büyük kazığı atıyor ve “Nasılsın?” diye soruyor örneğin. Ne bileyim ben nasılım? Düşünsen çıldırırsın. Çok düşünmemeye çalışıyorum. Bir noktada şimdiki halimden çok daha iyi olacağıma eminim. Fakat bu henüz gerçekleşmedi Osman.
Sen de iyice şaşırdın artık, manyak mısın nesin Osman.
Bahçeye Osman adında bir çam ektim. Güzel yeri kaptı valla, halinden memnun görünüyor. Yiyor, içiyor, güneşleniyor, başka bir şey yaptığı yok. Ben boyuna çalışıyorum, o hep yatışta. Bazen o serpildikçe sana kuruluyorum, ben burada neler çekiyorum Osman! Seni artık daha seyrek özlüyorum ama bazen ilk günkü yoğunlukla oluyor. Doğrusu bunca zaman sonra hayalimde de olsa gelip boşluğumu bulmana çok bozuluyorum. Çamdan Osman’a bir bardak su bile vermek istemiyorum. Ama sana kızdım diye elbette ağacı susuz bırakmıyorum. Sen de iyice şaşırdın artık, manyak mısın nesin Osman.
Ben bu kendimin hakkını nasıl öderim hiç bilmiyorum Osman.
Kalp, kırılıp yapışa yapışa Frankenstein gibi bir şey oluyor. İnsan desen değil, canavar desen değil. Ama evlat gibi bir şey yine de, ne yapabilirsin ki? İşte ben de bir ağaç tepesindeki karargâhıma çekildim, kalbime öz evladımmış gibi bakıyorum. Nasıl yaşıyorum bir bilsen, hiç bu kadar yaşamamıştım Osman. Bir hayattan daha sağ kurtulmuş gibi hissediyorum kendimi. Bernhard, yine Kiler’de şöyle bir şey de söylüyor: “Geleceğim olmadığına dair önceki inancım yok olmuştu, artık geleceğim olabileceğine inanmıştım ve aniden her şey bende hayranlık uyandırmaya başlamıştı ki çok uzun zaman önce kaybolup gitmiş bir duyguydu bu. Eskiden çoğu kez yaptığım gibi, kendimi bir geleceğim olacağına ikna etmem gerekmiyordu artık, bir geleceğim vardı. Yaşamıma yeniden kavuşmuştum ve onu yeniden avuçlarımın içine almıştım.” Ben de tam böyleyim şimdi işte. Yine hayatımı kurtardım, ben olmasam ayvayı yemiştim cidden. Ben bu kendimin hakkını nasıl öderim hiç bilmiyorum Osman.