israil denen Dünya'nın en büyük örgütlü terör oluşumu, ateşkesi hiçbir haklı sebep göstermeden tek taraflı feshetti ve 7 Ekim'de başlayan katliamdan önce de istisnasız! her sene yaptığı Ramazan katliamlarına geri başladı. Ve çoğumuzun ne haberi var ne de umurunda. Belki de 7 Ekim katliamlarında bile yapmadıkları şiddetle, sivil asker demeden değil sadece ve sadece, rezilce, alçakça sivil katliamları yapıyor. Bu da bugün öğle namazında bir mescide yaptığı katliam. Kalbi kaldıran buyursun izlesin camide şehid edilen onlarca insanı: x.com/AbujomaaGaza/st...
gezi ayaklanmasından da güncel saçmalıktan da aynı iki büyük sebeple nefret ediyorum:
1. Kendince (haklı/haksız hiç önemi yok bunu tartışmaya gerek de yok ) bahanelerle terör örgütleri yada ahlak ve din bilmez veletlerin yaptığı azgın saygısızlıkların kaldırılır gibi olmaması
2. Biz içeride bu saçmalıklarla uğraşır, güç ve odak kaybederken dünyanın diğer yerlerinde yaşanan ve haberimiz dahi olmayan gündemimize dahi girmeyen zulüm ve katliamlar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sana yazmaya başladığım ilk günden beri sana yazmaktan kaçmaya çalışıyorum. Bu uğurda ne kavgalar verdim bir bilsem “Yok,” dedim, “Bitti,” dedim, “Öyle biri yok benim için, o defter kapanmıştır!” dedim ama kimseye dinletemedim. Madem öyle, ben de artık ters yöne koşacağım, ömür boyu sana yazacağım Osman.
Zaten bitmedi, nerde bitti, kim demiş? Ayrıldıktan sonra bitiyor muymuş? Öyle bir dünya var mıymış? Ayrılık da bir ilişkidir nihayetinde, ayrılığı nasıl yaşayacağın bir bakıma tercih işidir. Ben seninle düşman olmayı hiçbir zaman düşünmedim. Sana hissettiğim duyguları da, iyisiyle kötüsüyle hiçbir zaman inkâr etmedim. Şunu unutma ki biz bitti demeden bu iş asla bitmez Osman.
Yalnızlıktan çok hoşlanıyorum. Ama sen yalnızken nasıl birisin onu da merak ediyorum. En çok akşamları aklıma geliyorsun. Sıcak su torbasını doldurup battaniyenin altına girdiğimde, ışıkları kapatıp dizi izlerken... Bu yöntemle biraz üşüyorum ama hiç olmazsa enerji tasarrufu yapıyorum. Sen akşamlarını nasıl geçiriyorsun? Sormuyorum, dediğim gibi, sadece merak ediyorum. Keşke bütün paralel evrenlere istediğimiz zaman girip çıkabileceğimiz bir sistem olsaydı bu. O zaman derdimi çok daha kolay anlatabilirdim Osman.
Sana bir daha yazmayacağıma söz vermiştim ancak vaziyet gördüğün gibi Osman. Kendimi bildim bileli her gece kendime çeşit çeşit konularda, çeşit çeşit sözler veriyorum. Sabah kalktığımda bunların onda birini gerçekleştirebilirsem şükrediyorum. Bence kim olduğumuzu tuttuğumuz değil, tutamadığımız sözler belirliyor, artık bununla savaşmıyorum. Deriiiin derin nefes alırken kendime şefkat duyuyor ve her şeyi bağışlayıp sevgiyle kucaklıyorum diyemeyeceğim, ne kadar uğraşırsam uğraşayım kendimle o şekilde muhatap olamıyorum. Ama galiba artık hiçbir şeyi eskisi gibi takmıyorum. Sonuçta tövbemi bozup yeniden yazıyor muyum, yazıyorum. Arthur Conan Doyle’a ölmüş Sherlock’u dirilttiren hayat, sana bana ne yapmaz Osman.