İlişkinin başarı şansını ne kadar yükseltirse yükseltsin, bir insanın hayatınız ve ilişkinizdeki değerini size ne kadar benzediği yahut sizi ne kadar mutlu ettiği ile ölçmek bana inanılmaz şekilde bencil hatta bencilden de öte menfaatçi geliyor.
Bir insanın ilişkideki kıymeti her zaman için o kişiye yüklediğimiz değer ve hayatımızda koyduğumuz konumdan gelmesi gerektiğine inanıyorum.
Dünyanın en güzel/yakışıklı, eğlenceli, başarılı partnerinin bizatihi bu sıfatlarından dolayı kazanacağı kıymet, o insanın kalbini ve benliğini görüp onu hayatına almak ve onunla hayatı paylaşmak değerini yüklediğimiz kıymetin yanına bile yaklaşamaz. En azından benim için durum böyle.
Tabii bu ahvalde "mevzu tamamen seninle alakalı o zaman karşıdakinin hususiyetlerinden değil kendinden yüklediğin manalardan nüveleniyor herşey" diye düşünenler olabilir ama aslında doğru olan da bu değil. Hayatta herşeyin mütekabiliyet ve liyakatla olduğuna inanan biri olarak insanların muhatabının hayatında sahip olacağı kıymeti de hak etmesi ve hakkını vermesi gerektiğine inananlardanım.
Muhatabını hoş ve sevilir bulmak, içinin ona akması ve çekilmesi ön şart olmakla beraber ilişkide bağ ve sevginin miktarına etkisinin bir hayli az olduğu inancındayım. Bir insana yeter miktarda beğeni, çekim ve arzu duyduktan sonra onun hayatınızdaki yeri ruhlarınız, kalpleriniz ve ömürler arasında kurulan bağların damarlanması, yayılması, güçlü damarlarla hayatın ve sevginin ilişkinin içinde can vererek dolaşması ve dahi kılcal damarlarla en derinlere kadar nüfuz etmesi ile alakalı kanımca.
Ruhlar o bağı kurduktan sonra beğeni ve arzu kapısı açılarak girilen bir ilişkide karşıdaki kişi yavaş yavaş dünyanın en güzel/yakışıklı, en çekici, en biricik öznesi haline gelir. Gördüğüyle yahut yaşadığı haz ve memnuniyetle değil