Size bir sır vereyim; eğer bir seher vaktinde bir bülbülü dinliyorsanız, bilin ki o da sizi dinliyordur. Çünkü, O, şakırken tüm bülbüllerin ruhaniyeti ile şakıyor, binlerce, milyonlarca bülbülün anlattığı şekilde Gül'ü yeniden anlatıyor, O'nu anlattığı için de sizi duyuyordur. Bu yüzden uzun gecelerin gözyaşlarını en iyi bülbüller bilir, tenhada ağlayan aşıkların derdini en iyi onlar anlar.
Yazar Samipaşazade Sezai'nin Aşık bir genç için yazdığı hava durumu tasviri;
"Gökyüzü, sevdiğini kendisine her yerde gösterecek kadar saydam; hava, sevgilisinin hayat veren saçının yüzüne dokunduğunu andıracak kadar tatlıydı."
Kitap böyle zarif cümlelerle dolu...
Bir türk klasiği olan romandan...
Aşkın zarafeti ile söylenen o cümle...
"Celal Dilber'in ellerinden tutarak; 'üşüyor musun? Bu hafif rüzgar çiçeklerin nefesidir. Sana dokunmaz değil mi?' Dedi."
Çiçeklerin nefesine benzetilen bir rüzgar...
Rüzgara atfedilen zarafet...Nedense beni çok etkiledi.
.... Ve Atatürk'ün şu sözüne sonuna kadar katıldım;
"Dünyanın en zor işi Türk milletini ayağa kaldırmaktır. Ben en çok bu konuda zorlandım. Bundan daha zor olanı ise, harekete geçince bu milleti durdurmaktır."