Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

6/10
·136 syf.·
2025 36. kitabı
Kitap ismini ilk bakışta anlamamıştım ama yaşadıklarından sonra “başından geçen acıklı olaylar” anlamını fazlasıyla taşıdığını gördüm. Roman, küçük yaşta esir edilen Dilber’in hayatı üzerinden esaret sistemini eleştiriyor ve bu yönüyle dönemi için önemli bir adım. Ana fikri güçlü ve değerli: İnsan onurunun, özellikle kadınların ve esirlerin ne kadar kolay hiçe sayıldığını yüzümüze vuruyor. Kitapta özellikle dikkatimi çeken bir şey var: Annelerin ikiyüzlülüğü. Roman boyunca anneler kendi çocuklarına aşırı şefkatli, neredeyse kutsal bir sevgiyle bağlıyken, esir kızlara karşı gaddar ve zalim. Bu çelişki hem çok rahatsız edici hem de gerçekçi. Yazar burada toplumdaki çifte standardı göstermiş: Sevgi yalnızca “kendi çocuğuna” layık görülüyor, başkası için empatiye yer yok. En çok da bu bölümler kitabı güçlü kılıyor çünkü dönemin kadınlarının bile sistemin acımasız birer uygulayıcısı haline geldiğini görüyoruz. Ancak anlatım yönünden kitap beni tam anlamıyla tatmin etmedi. Olayların sıralaması net değildi; zaman atlamaları, karakter geçişleri ve ani duygusal dönüşümler takibi zorlaştırdı. Özellikle Celal Bey’in karakteri bana inandırıcı gelmedi. Dilber’e ilk başta sadece bir oyuncak gibi davranıyor, sonra birdenbire büyük bir aşkla hastalıklara düşüyor. Bu aşk samimi değil, daha çok kaybettiği “mülkü” için üzülen bir çocuk gibiydi. Öte yandan Dilber’in duygularını bastırmak zorunda kalışı, acısına bile izin verilmemesi çok etkileyiciydi. O kadar trajik ve gerçek ki… Kitapta özellikle dikkatimi çeken bir nokta da şu oldu: Dilber ilk kez birine değerli hissettiği anda, yani Celal’in ona saygıyla yaklaşmaya başladığı noktada tekrar satılıyor. Bu kırılma anı romanın en çarpıcı yerlerinden biri. Sevgiye bile hakkı olmayan bir hayat… Yazarın bu noktayı bilinçli mi işlediğini
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Beyaz Balina Yayınları · 201856,4bin okunma
Sergüzeşt Romanı
Puan vermedi·136 syf.··
2026 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 00:42
Uzun süredir Türk klasiklerimizi okuma isteğim vardı ve bu isteğime Sergüzeşt romanını okuyarak başladım. Bir aşk hikayesi bu kitap. Celal ve Dilber'in hikayesi. Tabii Türk filmleri tabiri ile bir kara sevda hikayesi. Kitabı okurken adeta Türk filmi müzikleri fonu ile okuyor hissediyorsunuz kendinizi. Çünkü filmlerdeki gibi birbirini seven zengin bir erkek ve evin hizmetçisi fakir kız var. Ve tabii bu birlikteliğe karşı çıkan anne ve baba. Bunun üzerine Sevdadan yataklara düşmüş bir adam ve insan tacirleri tarafından gönderildiği Mısır ülkesinden sevdiğinin yanına gelmeye çalışan Dilber'in Nil nehrinde hayatının son buluş hikayesi, bu kitap. 19. Yüzyıl Tanzimat föneminde yazılan bir eser bu.Cariyeliğe karşı eleştiri olarak kaleme alınmış bu kitap,dönemdeki avrupa hayranlığını anlatan da bir kitap.Avrupa hayranlığını okuyunca,biz Türklerin her dönemde dışarıya bir hayranlığımız olduğunu ve bir türlü kendi kültürümüzle barışık yaşayamadığımızı düşündüm.Neden bilmiyorum bu durum çok içimi acıttı. İçerisindeki aşkı anlatan zarif cümleler beni benden aldı.Okunabilecek zarif bir eser olduğunu düşünüyorum.Sevgilerimle...
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Beyaz Balina Yayınları · 201856,4bin okunma
7/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2019 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2019 00:09
Bu bır ınceleme degıldır. Eskileri ve ilkleri okumak guzel bır tadı var. Namık kemalin intibah kıtabıda guzel bır tad bırakmıştı...sergüzeşt lise yıllarında adını cok duyuduğum okumak nasıp olmayan ve edebıyat dersıne ozmankı ön yargımdan dolayı cokta aklıma gelmeyen merak etmedığım bır kıtaptı.ama suan okuyunca ve editörün amacı okurun anlamasına yönelik tutumundan dolayı gayet keyıf alarak ve anlayarak okudum .tavsıye edebılırım .. eski edebıyat agırdır dıye gozunuz korkmasın .
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Beyaz Balina Yayınları · 201856,4bin okunma
9/10
·136 syf.··
2019 54. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2019 21:42
Gayet güzel bir roman.Fazlaca betimleme yapılmış yerine göre bir betimlemenin bir cümle halinde yarım sayfa sürdüğü de olmuş.Ama gayet başarılı.Yazıldığı dönemde yaşanan esir eziyetlerini ve ortaya çıkan muhteşem bir aşkı anlatmakta.Okumanızı tavsiye ederim...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Beyaz Balina Yayınları · 201856,4bin okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2019 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2019 21:33
Gördüğüm derslerden dolayı birçok esere çalıştım. Bu eserlerden biri de "Sergüzeşt" romanıydı. Ders kitabımda özet şeklinde olduğu için kısa bir hikaye gibi okuyup çalışmıştım. Şimdi kitabı baştan başa okumak benim için daha iyi oldu.‍️ ... "Sergüzeşt" Tanzimat döneminde yazılmış olan ve ilk realist romanlardan sayılan eserlerimizden biri. Kitap ise kafkasya'dan istanbul'a esaret ile getirilen Dilber'in acıklı hayatını, dönemin zengin, fakir, asiller ve kölelerin hayatlarının birbirinden nasıl ayrıldığını, yani alt sınıfla üst sınıfın arasındaki uçurumu, halayık olan Dilber'in ressam olan Celal Beyle arasındaki aşkını, hürriyetin, özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. İmgesel bir anlatım diline sahip olan bu güzel kitabı okurken film izler gibi keyif aldım. Siz de Tanzimat dönemi eserlerini okumayı seviyorsanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim. ‍️
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Beyaz Balina Yayınları · 201856,4bin okunma
7/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2022 00:05
Önceden okiyacam diyip çok zaman sonra okuduğum ve bunun yüzünden kendime kızdığım kitaplar arasında 1 numara.. En çok o sonu ile beni etkiledi. Hikayeyi ilkte okuduğumda umarım sonunda mutlu olur dediğim dilberin o sonda yaşadıkları.. Bir insanın küçücük yaşından beri böyle şeyler yaşayıp bir de küçücük bir şeye tutunmuşken onuda kaybetmesi.. Müthiş, müthiş...
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Beyaz Balina Yayınları · 201856,4bin okunma
- Sergüzeşt -
Puan vermedi·119 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 14:21
Türk edebiyatında romantizmden realizme geçiş evresinin ilk eseri olarak kabul edilen bir kitap. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Betimlemelerin oldukça fazla olduğu, aslında bir bakımdan o dönemin zihniyetine eleştiri olarak yazılmış bir kitap. Çünkü eserde köleliğin normal kabul edildiği, köle olarak alınıp satılan kadınların olduğu bir dönemden bahsediliyor ve üst tabakanın bu insanların duygularının olabileceğini düşünmeden sürekli köle kadınların ve çocukların aşağılandığı bir olay örgüsü anlatılıyor. Sonu çok istediğim gibi bitmedi çünkü Dilber karakterinin mutlu olduğunu görmek isterdim; ve bazı yerlerde özellikle zengin hanımların aşağılayıcı konuşmalarına tahammül edemedim :) Sergüzeşt Samipaşazade Sezai
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Beyaz Balina Yayınları · 201856,4bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
Sami Paşazade Sezai bir cariyenin hayatını anlatarak esir alım satımını, bunun ne kadar vicdansızca ve insafsızca yapıldığını anlatıyor. Kitabın konusu gelecek olursak; Kafkasya'da yaşayan ve çok güzel bir kız olan Dilber'in vatanından ayrılıp esircilerin eline düşüp İstanbul'a getirilmesi ve bir aileye köle olarak satılması ile başlıyor. Dilber'in gördüğü eziyet ve aşağılanma karşısında daha fazla dayanamayıp kaçması ve satıldığı diğer evde büyüyerek düştüğü aşk hikayesi anlatılıyor. Romanda her ne kadar esir ticaretinin korkunçluğunu anlatılsa da aşka derince yer verilmiştir. Öncelikle eski dönemde insan ticaretinin olması kesinlikle çok can sıkıcı bir durum. Kitapta geçen Dilber karakteri ise 9 yaşında bir esir hayatı sürmüştür. O kadar çok işkence görüyor ki fiziki ve psikolojik yönden üzüntüyü, çaresizliği derinden hissediyorsunuz. Bu yönüyle bile kitaptan; esaretin her türlüsü her yaşı etkiler mesajını alabilirsiniz. Sami Paşazade Sezai, Sergüzeşt'te ele aldığı kölelik ve özgürlük temaları nedeniyle, yazıldığı dönemde hükümet tarafından gizlice göz altında tutulmasına ve Paris'e gitmesine neden olduğunu düşünürsek yazarın gerçekleri söylediğini anlayabiliriz Sergüzeşt macera serüven anlamına gelmektedir. İçerisinde aşk konusu çok hassas işlenmiş. Duygu yoğunluğu fazla olan ama insanı yormayan bir kitaptı, okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma
Yağıyor! Yağıyor! Aralıksız yağmur yağıyordu!
8/10
·112 syf.··
2026 33. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 23:16
Sergüzeşt Zavallı Dilber'in hikayesi. Akıcı ve sürükleyici. Tanzimat döneminde yazılmış muhteşem eserlerden biri. Olay örgüsü çok güzel. Kelimeler bu kadar mı güzel ve anlamlı kullanılır. Aşk ve çaresizlik müthiş işlenmiş. Betimlemeler fevkalade. Kitapta cariye ticaretinden bahsedilmiş,esaret eleştirilmiş, muhteşem bir özgürlüğe kaçış. Kitaplığınızda yer almayı hakeden bir roman. İnsanın hayatın görev ve sorumluluklarından istifası.. Kesinlikle okunmalı. Okutulmalı. Keyifli okumalar...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,4bin okunma
Esaretten kurtulmanın bedeli ölüm mü olmalıydı?
Puan vermedi·112 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 19:39
Samipaşazade Sezai tarafından yazılan Sergüzeşt, hem aşk konusunu hem de esaret yani kölelik konusunu işlediği harika bir eserdir. Kafkasya'dan getirilip İstanbul'da esir olarak satılan Dilber'in hikâyesini anlatır. Dilber'in ilk satıldığı evde hem psikolojik hem de fiziksel şiddet görmesinin sonucundan kaçması ama mecbur kalıp tekrar oraya dönem zorunda kalması söz konusudur. Daha sonra buradan ayrılıp Asaf Paşa konağına satılır. Burada Celal Bey ile olan aşkları çok kısa sürer ve roman en son trajedik bir şekilde son bulur. Roman genel olarak esaret yani kölelik üzerinde ilerlemektedir. Yazar burada kölelik sistemini sert bir dille eleştirmektedir. Yaşadığı dönemi ve eserin yazdığı dönem de incelendiğinde Osmanlı devleti böyle durumların söz konusu olduğu görülecektir. Yazar bu yüzden yaşadığı dönemin bir problemini ele alarak eleştiri de bulunmaktadır. Dilber'in yaşadığı kötü muameleler sınıfsal ayrımı net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ben bu eserde günümüzde kölelik sistemini farklı bir şekilde uygulandığını düşünüyorum. Patronların çalışanları üzerinde mumale gibi daha da uzatılabilir. Eserde bir diğer önemli nokta ise aşktır. Dilber ile Celal Bey'in aşkı sınıfsal ayrımdan kaynaklı olarak bir noktadan sonra kırıldığı görülmektedir. Celal Bey'in annesinin durumu öğrenmesi ile hemen Dilber'in Mısır'a sürgün etmesi aslında Zehra Hanım'ın çok katı bir sınıf ayrımı düşüncesine sahip olduğunu ve bunun da o dönemdeki birçok insanın düşüncesinde olduğunu da bilmekteyiz. Bir diğer önemli nokta ise hürriyet konusudur. Dilber'in Mısır'da kilitlendiği yerde Cevher sayesinde kaçmasına rağmen gidecek bir yerinin olmaması ve gerçek özgürlüğü ölümde bulunması trajedik bir sondur. Eser, genel olarak yazıldığı dönemde ele alınarak incelendiğinde çok başarılı buldum. Hem
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.