Bizler, bizi hedef odaklı olmaya yönlendiren bir dönemde yaşıyoruz. Sürece önem vermek çoğumuza yabancı. Çoğumuz daha çok sonuç odaklıyız; kendimizi daha iyi hissetmeye, daha iyi görünmeye, daha fazla kazanmaya odaklayız.
Değerler tabirini kullandığımda çoğu zaman insanların ilk aklına gelen büyüdükleri ailenin, içinde bulundukları çevrenin, mensubu oldukları dinin, ait oldukları toplumun değerleri oluyor. Değerler sıklıkla “ahlaki doğrularla” karıştırılıyor.
Çünkü tıpkı çaresiz yanımızın korktuğu gibi zihnimizin içindeki eleştirel ses de korkuyor. Bizim hata yapmamızdan. başarısız olmamızdan, acı çekmemizden korkuyor. O yüzden de cezamızı çekelim istiyor ki bir daha aynı hatayı yapmayalım. Öyle korkalım ki bir dahaki sefere daha temkinli davranalım da aynı acıları yaşamayalım. Tüm kusurlarımızı, tüm eksiklerimizi, hatalarımızı herkesten önce o bulsun ki başkaları bizim canımızı acıtamasın. Hazırlıksız yakalanmayalım.