Deniz ama kafası karışık

Deniz ama kafası karışık
@Deniizkose
Okuyorum, yazıyorum kendi halimde takılıyorum. İçerisi biraz dağınık. Kafamı ve profilimi toplayamıyorum. Tüm mecralarda/deniizkose
10/10
·400 syf.··
2017 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2017 18:21
Kitabı 2 yıl önce elime alıp zar zor 150 sayfa okuduktan sonra bırakmıştım. Sanırım hayatım boyunca okudugum okuması en zor olan kitap buydu. 2 yıl sonra kitabı yeniden elime aldığımda 7 gün gibi bir sürede birirebildigim için kendimle gurur duyuyorum. Kitabın okunması bu kadar zor kılan şey her karakterin kendine ait derin bir hikayesinin oluşuydu. Ve yan karakterlerin hepsinin ana karakterimiz Hayri İrdal’ı nasıl etkilediğini yazarın bize yavaş yavaş hissettirmek istemesiydi. Türk edebiyatının en iyi eserlerinden biridir bu kitap. Okuyanlara önerim: biraz sabır... İki uygarlık arasında bocalayan,toplumumuzun yanlış tutumlarını,davranışlarını alaya alan eleştirel bir romandır. Osmanlı Devleti’nin yıkılıp yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu bir dönemde toplumun içinde bulunduğu kimlik problemi romanın başkarakteri olan Hayri İrdal’in yaşantısında ironik biçimde dile getirilmektedir. Batıda zaman hapsedilmeye çalışılmaktadır. Zamana sahip olanlar diğerlerinin zamanını sömürme eğilimindedir. Zaman başta olmak üzere her şeyden kazanç sağlayan  bir sistem bu. İşte Saatleri Ayarlama Enstitüsü böyle bir gerekliliğin ürünü. Türk toplumunun doğu ile batı arasında bocalamasını irdeleyen romanda kahramanın ustası Muvakkit Nuri Efendi’yi doğu, kahramanın arkadaşı Halit Ayarcı’yı batı, başkarakter Hayri İrdal’ı ise eşikte kalmış olan ve toplumsal karmaşıklığın küçük çaplı bir örneğini sunan bir karakter olarak yorumlamak mümkün. Romandaki onlarca karakter içinde namuslu ve dürüst yalnızca üç karakter vardır: Nuri Efendi, İrdal’ın ilk eşi Emine ve Emine’den olan oğlu Ahmet.
Edebiyat
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma
Reklam
Puan vermedi·208 syf.··
2016 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2016 00:00
Kitap karanlık gelecek hakkında yazılmış çok gerçekçi bir roman. Gelecekte insanların kitap okuması yasaklanmış. Ayrıca itfaiyeciler, yanmayan evler icat edildiğinden beri kitap yakmakla görevliler. Insanlar artık okumuyor düşünmüyor sadece televizyon karşısına oturup saatlerce beyinlerinin yıkanmasına izin veriyorlar. Kitap konu itibariyle oldukça ilgi çekici. Dili de kolay ve akıcı. Kitabın en sevdiğim özelliği de şu oldu; kitap size olayları, karanlık gelecekteki kuralları, insanların durumunu tek tek anlatmiyor. Siz okudukça onları yavaş anlamaya başlıyorsunuz. okuduğum en iyi kitaplar arasına girdi bu kitap. Kitapta, itfaiyeciler'in söndürmek yerine yakması ve kitapların tehlikeli ve yasak ilan edilmesi gibi fikirler fazla uzak olmayabilir. Günümüzde insanların televizyon, bilgisayar gibi teknolojik aletlerle fazlasıyla zaman geçirmesi insanların konuştuğu konuların çoğunluğunun televizyon programlarından veya dizilerden oluşmasi, özellikle son zamanlarda Fahrenheit 451, üzerinde düşünüldüğü zaman kurgu değilde 20. yüzyılının gidişatını gösteriyor.
Televizyon
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,3bin okunma
10/10
·160 syf.··
2016 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2016 00:00
Okurken yazarın okuyucuya hissettirdiği açlık duygusu o kadar gerçekçi ki. Kitabı okuduğum anlarda yemek yiyemiyordum. midem bulanıyordu. Yazar size tam anlamıyla psikolojik bir şoka sokuyor. Ve okuduktan sonra halinize şükretmenizi sağlıyor. sanırım okuduğum en iyi kitaplar arasında ilk 10'na girer. Bende ayrı bir yeri vardır.
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
9/10
·138 syf.··
2017 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2017 00:00
Kitap harikaydı. Kitapta üç ana karakter var. Neriman, Şinasi ve Faiz Bey. Olaylar bu üç karakterin hayatından kesit halinde yine bu karakterlerin gözüyle anlatılıyor. Neriman eskiden zengin bir hayat yaşayan fakat sonradan bu hayattan kopmak zorunda kalan bir genç kız. Fatih-Harbiye ise İstanbulda bir tramvay hattının adıdır. Neriman'a göre Doğu ve Batı'yı, Şark ve Garp'ı temsil eder. Hatta öyledir de. Fatih ezan seslerinin, mahalle kahvehanelerinin olduğu bir yer iken Harbiye (Beyoğlu) tam tersi camekanlarla dolu, gece hayatının olduğu, birçok genç kızın aklını çelen bir yerdir. Neriman bir gün Macit adında zengin, yakışıklı bir gençle tanışır ve bu garp hayatı onunda aklını çeler. Artık oturduğu semtten nefret etmekte 7 yıllık arkadaşı Şinasi ile arası bozulmaktadır. Önceden Dalülelhan 'da (Konservatuvar) ud çalarken artık ondan bile nefret etmekte ve hor görmektedir. Kitapta az sayıda karakter olması benim hoşuma gitti sonuçta kısa bir kitaptı. Ve kitap, olayları psikolojik yönden ele aldığı için az karakter ile anlatması daha etkili olmuş diye düşünüyorum. Kitap Milli Mücadele'den sonraki yıllarda hızla yayılan batılılaşma hareketinin nasıl yanlış anlatılıp uygulandığını, göz boyadığını ve insanlar üzerinde nasıl bir psikolojik etki bıraktığını Neriman üzerinden çok iyi anlatıyordu. Batılılaşmanın asıl amacının batının iyi yönlerini alıp kullanmak olduğu, onlara özenip kendi kültürümüzden vazgeçmenin yanlış olduğu savunulmuştu. Kitapta eleştrebileceğim yerlerde vardı. Mekan tasfirleri oldukça azdı. Kitap çok kısaydı. Doğu ve Batı'nın kültür çatışması cilt cilt kitaplarla anlatılabilecekken 130 sayfaya sığdırılması pekiyi olmamıştı. Yinede harika bir eser olduğunu okuyanlara çok şey katacağını düşünüyorum
Edebiyat
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,2bin okunma