Sevgili Bilge,
Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve bir çok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, bir birini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı.
“Belki yarın sabah soğukta uyanmanın bir anlamı olur, sana çay pişirmek gibi. Ayaklarımın ucuna basarak yürürüm yataktan kalkınca. Tahtalar gıcırdar. Hayır, zamanla öğrenirim hangi tahtaların ses vermediğini.
Sonra ne yaparım? Uyanmadı, çayın hazırlandığından haberi yok diye sevinirim. Bütün hayatımı, en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin hayaliyle geçirdim albayım. Artık ne olacaksa olsun istiyorum.”
Ahmet Erhan ölüm temasını o kadar çok işlemiş ve hissettirmiş ki insan kendini nasıl bu kadar iyi işleyebilir demekten alıkoyamıyor Ahmet Erhan çok dostunu kaybettiği için ölümü böyle hissedebilmiştir diye düşünüyorum. Ne yazılsa az kalacak tam olmayacak ülkenin gördüğü en naif şairdir benim gözümde yaşayış biçimi ve kalemi o kadar güçlü bir insan olduğunu biliyordum ama okudukça bambaşka duygular hissettirdi bambaşka bir dünyaya götürdü şiir sevip Ahmet Erhan’la tanışmayanlar mutlaka okumalı farklı bir dünyaya dalmalıdır.