İnsan sınırı bu muydu? Üzülebilme sınırı, ağlama sınırı, durma sınırı, anlama sının, hissetme sınırı ...
Ne korkunç bir şeydi bu böyle!
Hiçbir şeye hak ettiği kadar üzülemeyecek, ağlayamayacak, zaten anlayamayacak, hissedilenin istediği, aslında talep ettiği kadar hissedilemeyecek yaşamın kenarından ölümün ortasına inilecekti.
Muhakkak başka bir yol olmalıydı, muhakkak ki, ölümün ortası vardı çünkü. O varsa ya
şamın da ortasını, derinini, sahisini, ağlamanın kuyusunu, his
setmenin başkası engellemeden ilerleyebildiği yolunu, düşün
menin araya girenlerce perdelenmediği bir odasını bulacaktı.
Yoksa burada bir dakika durmanın manası senelerce otlamak
tı, beş dakika durmak onca otlayıp sonra da kesilmekti, koyu
nun teessüfüydü.
Zavallı hediyeli insan da bunların beğenisine aç, çepiğine
mest, ıslığına kahır, sıkılmasına gücenik, isteklerine gayrette ... bir ömrü rezil ediyordu.
Oysa düştü bütün bunlar. Zavallı İnsanlık makinesi düş kurmaya bir yana bırakıp yaşamaya başladığı an her şey allak bullak olur, çatırdar, laçkalaşır ve daha dün köşe başında öpüşenlerin birbirlerinin suratlarına tükürdüğü görülür. Çünkü şiir ile lağım yan yanadır. Çünkü düş, yaşamanın karşıtlıkları arasında sıkışıp kalmıştır toplum dediğimiz makine azıcık yakıtla çalışır, ama hiç kimse onu en kusursuz biçimde işletmez.
Onun için Adrien sakın kendinizi kaptırmayın bu makinenin çarklarına.
Ancak edebiyat tek başına yeterli değildir; başımızı döndürdüğü için, çoğu kez, gerçek bilgi edinmemizi engeller. Kuş için kanat neyse, zihnimiz içinde edebiyat odur; ama kuşun hiç şaşmadan uçabilmesi, kanatlarına değil, yanılmayan bakışlarına bağlıdır. Şiir, bir saatlik dingin ezgidir ve ben, yeryüzünün bütün güzelliklerini, sanatının bütün inceliklerini, sevilebilecek her şeyi şiirde bulurum. Ama ne yazık ki , türkü çağırdıktan sonra, yaşamak gerekir. Yaşamaksa, yaşamla boğuşmak demektir.
Yoksulluk, yaşama olanaksız kılan gerçek yoksul, benim gibi kılıksız pasaklı olmak değildir, sevdiği yaşamı sürdürebilmek için bütün olanaklara sahipken insanca yaşayamayan adamın korkunç durumudur.