"Onu bir daha görmeyi umuyordu. Her şeye rağzıydı. Eskisi gibi olmayacak bile olsa onunla oturmaya, onu dinlemeye ve onunla konuşmaya can atıyordu, fakat kapı bir daha açılmadı."
Gökyüzüne bakıyorum, kapkaranlık bir gökyüzüne.
Yıldızlar var ama yok. Ruhumuz var ama yok. İnsanlar var ama boşlar. Radyomda bir klasik müzik, ruhumu biraz olsun susturmayı başarıyor. Kapkaranlık bir odada elimde bir kupa kahveyle öylece dışarıyı izliyorum. Sokak lambasının ışığı duvarıma çarpıyor, duvara her baktığımda sanki orada onu görüyorum, sanki o orda hiç gitmemiş gibi...
Vazgeçebilmek, öyle kolay bir şey değildir galiba.
Bir insan bir insanı neden terk etsin ki, neden ondan vazgeçsin, neden onu yarı yolda bırakıp öylece gitsin, çok saçma bir şey. Bence eğer insan o kişiye değer veriyorsa, o kişiye kendini açıyor, ona saygı ve merhamet veriyor ise zaten ondan istese bile vazgeçemez. Diyelim ki beyni vazgeçti fakat kalbi buna razı gelmez. Her ne olursa olsun hep bizim kalbimiz sürükler bizi heryere bazen bunun yüzünden hata yaparız aklımızı kullanmak yerine kalbimizin sesini dinleriz ve her ne olursa olsun o yaptığımız yanlış bile bizi doğru olarak kılar.
DENİZ'İN RENGİ
" Beni yine üzeceksin belki. O zaman nasıl tepki vereceğimi bilemiyorum. Belki bir daha ki sefere ben seni üzeceğim. Kimse kimseye söz veremez. İkimizde hiçbir vaatte bulunamamayız. Ama seni hâlâ çok seviyorum."