İncelemesini elimden geldiğince yazmaya çabaladığım bu roman her okuyuşta insana yeni şeyler katacak ve yaşamın gerçeklerini, sorunlarını yeniden fark ettirip,anımsattıracak üzerine çözümler sunmaya fayda sağlayabilecek çok nitelikli bir eser. Ki zaten Romandaki ütopya ülkesi bunun için düşünülmüş.
Romanın ön sözünde belirtildiği üzere Peyami Safa romanda Evin ağabeyi yer yer filozof diye tabir edilen Samim karakteri üzerinden fikirlerini belirtiyor, evin küçük kardeşi ise ona tamamıyla zıt hedonist (dünyayı zevk ve sefa yeri sayan) bir görüşe sahip.
Roman iki kardeşinin birbirine tamamen zıt görüşleri sebebiyle münakaşalarını, karşılıksız bir aşkı, söylenen yalanlar üzerine yaşanan hadiseler ve yaşama dair onlarca tespitleri içeriyor. Bazı satırları kelimelerin muhteşem uyumundan defalarca okuduğum şiir misali cümlelere sahip, artık daha doğru nasıl söylenir şu an bilemedim. İçerik bakımından çok zengin ve akıcı bir eser, bazı felsefi düşüncelere ilginiz yoksa eğer onlar dışında :)
Ama asıl şey bu kitabı da okumama sebep olan merak ettiğim romandaki ütopya ülkesi : Simeranya
Nedir bu Simeranya romandaki tanımı ve özellikleriyle belirteyim.
Esasen Simeranya, herkesin her sosyal harekette samimi ve tam iştirakini sağlayan yeni bir cemiyet yapısının adıdır. Bu iştirak, şimdiki dünyamızda olduğu gibi, vatandaşın yalnız politika sahasında dört senede bir sandığa attığı bir oy pusulasıyla değil, bütün sosyal müesseselerde herkesin, her gün ve her an müşterek bir ideale doğru bütün davranışlarını ahenklendiren yeni bir cemiyetin bünyesinden ve normal işleyişinden doğar.
Simeranya bugünkü insanın kendi kendisi hakkındaki tellakisinden, bilgisinin temellerine, bütün sosyal müesseseleriyle değer sistemine kadar baştan başa inkılaba muhtaç bir dünyanın huzursuzluğunu