Derda Sina Günay

Abdüsselam Bey, içinde hiçbir çocuğun doğmadığı, büyümediği odaya "çocukların odası" adını vermişti ve garibi şu ki bu ad tutmuştu da. Belki de bu adın sihri yüzünden bu odaya garip bir hava sinmişti. Yavaş yavaş herkes evin kaybolmuş hayatının orada toplandığına inanmıştı. Orası birikmiş ayrılıkların, üstüste yığılmış ölümlerin, hatıra ve unutulmaların odasıydı. Yaşayanlar bile orada kendi çocuklarının, ilk gençliklerinin ölümünü seyrediyorlardı. Büyük odanın ortasında daha ziyade karaya vurmuş gemi gibi bir yığın eşya hep insanları hatırlatırdı. Hülasa bu oda Abdüsselam Bey'in kalbi gibi bir şeydi. Bu iyi ruhlu adamın yanında bizi o kadar huzursuz kılan şeyin ne olduğunu ancak bu odaya bir kere olsun girenler anlayabilirdi. *Çünkü bu üst üstelik yarattığı zamandaşlıkta eşyanın kayıtsızlığın yok etmişti.*Onun içindir ki anahtarı daima kapının üzerinde durduğu halde hiç kimse içeriye girmezdi.***
Sayfa 89·Kitabı okudu
Reklam
...Belki de şahsiyet dediğimiz şey bu, yani hafızanın ambarındaki maskelerin zenginliği ve tesadüfü, onların birbiriyle yaptığı terkiplerin bizi benimsemesidir.
Sayfa 54 - Hayri İrdal·Kitabı okudu
Bazen düşünürüm, ne kadar garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?
Sayfa 29 - Hayri İrdal·Kitabı okudu

Derda Sina Günay

, bir kitap okudu
Puan vermedi·231 syf.·
2021 26. kitabı
Cengiz Aytmatov
8.4/10 · 21,2bin okunma
Şimdiki ağlayışı, ömür boyu yitirdiği her şey içindi... Dile getiremeyip içine attığı her şey için ağlıyordu. Neler neler içindi o gözyaşları...
Sayfa 199