"Şehre bir türlü ısınamadım, çünkü ısınmak niyetinde değildim: içimde gizli bir hiddetle buraya gelmiştim, sebebi basit: şiddetli aşıktım ve bana aşık olmayı aklından bile geçirmeyen sevgilimi İstanbul'da bırakmıştım."
"Hayat ne güzel fakat ne can sıkıcı şeydi! gündüz daire... hafif bir iş, bol para... akşam üzeri güzel bir yemek, bazen sinema... çay... sonra uyku... Bunların hepsi güzeldi fakat bütün günü dolduran bu eğlendirici işlerin içinde insan bir boşluk hissi duymaktan kurtulamıyordu. Bir şey eksik gibiydi, bütün ömrünce işlemeyen bir yeri varmış gibiydi. Şimdi eve dönerken gene bu boşluğun farkına vardı."
"Hayat bu rugan iskarpinlere ne kadar benziyor!" dedi, "Tıpkı bunlar gibi biz de günler geçtikçe aşınmaya bir tarafı kaykılmaya çirkinleşme ve nihayet işe yaramamaya başlayacağız..."