“Konuşmaya başlayınca hakikatin üzerini örtme telaşına düşüyorlar, olmadıkları gibi görünüyorlar, yalandan gülümsüyorlar, içindekileri açık etmemek için titizleniyorlar, hiçbir şey yokmuş gibi, her şey aynıymış gibi geçiştirmeye çalışıyorlar. Ama susunca öyle değil.”
“Ben böyleydim işte; ne kadar tehlikeli olursa olsun olayların içindeyken sakinliğimi korurdum fakat sürecin dışına düşünce, bir anlamda denetimimi yitirince, sanki her an kötü bir gelişme olacak, işler sarpa saracakmış gibi hisseder, endişe duymakta kendimi alamazdım. Oysa ben olmadan da yaşam kendi mecrasında akıp gider, dünya dönmeye devam ederdi.”
“ Kimse sizinkileri dinlememişse, siz eşinizin acılarını nasıl dinleyebilirsiniz?”
“Eğer siz bağışlanmamışsanız, nasıl bağışlayabilirsiniz?”
“Eğer tüm masumluğunuzla ilk olarak güvendiğiniz insanlar size bir biçimde ihanet etmişlerse, siz nasıl eşinize açılıp güvenebilirsiniz?”
“Çocukken hata yaptığınız için her zaman cezalandırılmışsanız, nasıl hatanızı kabul edip, "Özür dilerim," diyebilirsiniz?”
“Eğer anne babanız kontrolü elde tutmak için bağırıp çağıran kişiler idiyse, siz bağırıp çağırmadan çocuklarınıza sözünüzü nasıl dinletirsiniz?”