“Düşünmeden edemem, biliyorsun, seni seviyorum ben. Sigarasını küllüğe bastırdı. "Nasıl kolayca söyleyiveriyor bunu. Sevmek! Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dil konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?"
“Kapıya yaklaşan ayak sesleriyle iki kere yüreği duracak gibi çarpmıştı. Birisi 'geçerken uğramış bir arkadaş'ti, öbürü annesi. "— Neyin var kızım?" "— Bir şeyim yok. Başım ağrıdı da..." Herkes onun gibi değil miydi? En az umutlanmaları gerektiği zamanlar en çok umarlardı.”
"Yani sen elektronların hızlarının ve yönlerinin gelişigüzel olmadığına inanıyorsun, öyle mi?"
"Eğer Heisenberg'in teorisine gerçekten inanıyorsan, o zaman her şey mümkün," dedi Tversky. "O zaman da elektronların hareketlerinin rastgele olmama olasılığını da kabul etmeliyiz."
"Peki, elektron partiküllerinin hareketleri rastgele değilse, arkalarındaki güç ne?" "Bunun bir önemi var mı?" diye sordu Tversky.
"Tabii ki var," dedi Forsythe elini sallayarak.
"Neden?"
Forsythe eski meslektaşına bakakalıp, ne diyeceğini bilemedi. "Ne demek neden?"
"Şunu demek istiyorum," dedi Tversky sandalyenin ucuna oturarak, "elektronların hareketinin ne tarafından yönetildiğinin, ne gibi bir önemi olabilir? Bu, atomun şimdiye kadar bilinen en küçük parçacığından bile daha küçük parçacıklarının bir sonucu olabilir, ya da yerel olmayan bir gerçeklikten bir enerji akımı olabilir, hatta, neden olmasın ki, elektronlar zeki varlıklar bile olabilir.
Demek istediğim şu, hareketlerinin neden rastgele olmadığının bir önemi yok, rastgele değil,... önemli olan bu."
Ve içimde geriye dönmek korkusu var. Hiç bir şey hatırlamak istemiyorum. Elimi cebime sokarken, bana iki gün evvelini hatırlatacak bir kâğıt parçasına, bir şeye rastlamaktan bile korkuyorum.
Yalan bana suçların en ağırı gibi geliyordu; ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyanın bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşıyordum. Yalana herşey isyan etmelidir. Eşya bile: Damlardan kiremitler uçmalıdır, ağaçlar köklerinden sökülüp havada bir saniye içinde toz duman olmalıdır, camlar kırılmalıdır, hattâ yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır filân...