Bazı insanları küçümser, çünkü onlarda kendisine benzeyen bazı özellikler görür ve bu insanları hoşlanmadığı benliğini kendisine yansıtan bir ayna gibi algılar.Ama bunun bilincinde olmadığı için onları kendisinden daha değersiz bulur.Aslında, başkalarını küçümseyen insan , kendisinide küçümseyen, dolayısıyla küçümsenmekten korkan biridir.
Sevgisini esirgeyen,engelleyen ya da terk eden kişiye kızgınlık öylesine yoğundur ki,bu onu yok etme isteğine dönüşür.Genelikle bilinçdışında yaşanan bu istediği gerçekleştirmek için dolaylı bir yol seçilir: kişi öfke duyduğu insanı önce belleğine mal eder,sonra içindeki insanı yok etmek amacıyla kendi canına kıyar.
Kızgınlık yaşadığımız kişi,yitirmekten korktuğumuz ya da bizi sevmesini istediğimiz biriyse bu duygunun bastırılma olasılığı daha fazladır.Bazen böyle durumlarda bastırılan kızgınlık, bileşik kaplar yasası uyarınca, nasıl olsa yitiremeyeceğimizi düşündüğümüz kişilere yöneltilir: Örneğin, dış ilişkilerinde kızgınlığın bastıran kişi tepkilerini aile üyelerine yöneltebilir.
Bir çok ailede görünürde baba tarafından alınan kararların asıl sahibi annedir,ama durum babanın erkeklik rolüne gölge düşürmeyecek biçimde yönetilir.Kararı anne verir,baba ilan eder.