De Sade ilginç bir kitap yazmış. Edebiyatı bir savaş bu yazarın. Ki nitekim inancı da nezdimde bir savaş. İnkar ediyor desen öyle bir savaşı var ki. Tanrıyı inkar degil onu düşman belleme seviyesi. Yani ateizmin çok ilerisinde olan bir durum. Sert eleştirileri var. Asırlar öncesinden halen sorgulatmaya devam ediyor hazret
Mungan önemli bir konuya temas etmiş cesurca. İki bölümden oluşan romanin ilk bolumu gercekten muthiş ilerliyor. Hizbullah kimliğin portresi çok guzel verilmiş. Hatta İslamî literatüre hakimiyet de göze çarpiyor. Seyyid Kutub'un Yoldaki İşaretler eserini kullanması ve kullandığı diger kavramlar. Tevhid dua namaz vs. Ama ikinci bolum birincisi kadar iyi anlatilmiâ gelmedi bana. Ama bir noksan degil bu kesinlikle. Kapak maalesef sevemedim. Normalde metis iyidir. Munganın kapak tasarimlari da guzel.
Uzun zamandır okuduğum bir kitabın beni bu kadar farklı araştırmalara yönlendirdiğini hatırlamıyorum genel olarak seçtiği hikayeler gerçekten çok güzel duydum isimler vardı ama hikayeni okumamışsın yepyeni isimler öğrendin gerçekten Kıyıda köşede kalıp çok güzel bir dil kullanan isimler vardı onları araştırdım kitaplarına falan baktım bir iki ismi biliyordum hikaye yazdığını bilmiyordum hikayeleri şaşırttı güzeldi gerçekten seçtiği şeyler güzel Özellikle seçtiği deneme yazıları çok güzel mesela Enis batur'un denemesi harikaydı o denemenin yer aldığı kitabı almayı düşünüyorum zaten Onun dışında dilini çok sevdim bir kez daha not ettim şiirler vardı Füsun akatlı isimli yazarın denemesi çok güzeldi Enes batur'un denemesi harikaydı. masası bir anlatıma sahip olan Hulki Aktunç isimli birisi vardı güzeldi Sait Faik gerçekten güzel hikaye anlatıyormuş yani bu kadar hikayenin arasında onu hikayesini okuyunca fark ettim Yani anlatım olan gerçekten hikaye anlatmayı bilen bir isimmiş bunu anladım bir iki tanesi bana basit geldi yani Otel kelimesine özel bir ilgim yoktu Bayağı uzun bir süre ve o süreden beri araştırmaya o tarihten beri belki arkadaşlarından kendisi dönütler olmuştur isim değil de ama Murat'a mugan'dan dolayı okudum ama yani bir otelin bir Metafor olarak bir otelin bir hikaye bir şiir olarak kazanabileceği anlam Dünyası gerçekten genişmiş Ben oldukça hoşuma gitti gerçekten yani Keşke böyle bir kitap bir daha okuyabilsem diyorum Bir de Tarık Buğra'dan bahsetmek istiyorum Gerçekten hikayesi güzelliği kullanan birisiymiş Roman dili daha iyi ediyorlar O da eklemişim listeye belki okurum.
Dinî, millî ya da devletle oluşan sosyal bağların totaliter ve samimiyetsiz ikişkilerinden gelen korkuyla kendi kanından olan bir kardeşle hayata tutunmaya çalışmak. İnsanlığın en karanlık mizacı hatta kâbusu olan savaş istenci nedeniyle oluşuyor belki de bu çaba. Kuran'da da cahil-zalim-nankör üçgeninde tanımlanan bu sıfatlar insan doğasının tezahürü mü tartışılır ama insanlık tarihsel konumu itibariyle şimdiye kadar Freud'un insan doğasına yaklaşımını doğrular nitelikte olmuş. Ne din/vahiy ne felsefe ne de bilim insandaki bu savaş güdüsünü terbiye edemedi. Erich Fromm'un "insan doğanın ucubesidir" ifadesi bu anlamda hem kitabın hem de insanlık tarihinin hülasası olsa gerek.
Çocukluğun o kısa pasajlarıyla başlayan kitap normal şekilde ilerlerken çıkan savaş sonucu yazarın deyişiyle meydana gelen "şey" sonucunda gelişen hüzünlü satırlar.
Agota Kristof kitapta "Bir kitap ne kadar hüzünlü olursa olsun bir hayat kadar hüzünlü olamaz." dese de iddiasıyla yarışır nitelik bir eser yazmış. Sürgün Macar yazarı rahmetle anıp "Tekrarlamaktan sözcükler anlamlarını yitiriyor, içerdikleri acı da dinmeye başlıyor." cümlesinin tılsımını da yok etmeden çok uzunca yazılması gereken yazıyı da kısa kesiyorum..