Öcelikle kitabı okurken yazar hakında bir bilgim olmadığı söylemek isterim yalnız kitaba başlarken ve birkaç sayfa sonra halk arasında kırklar cemi olarak da bilinen anlatımı yazarda kitabında bahs etmiş ama bahsi olan anlatımı sadece yüzük kısmını alarak almış ve anlatımı tam olarak anlatmamıştır. Burda doğal olarak eksiklik degil bilinçli bir tercih yapmiş yazar!!. Yoksa 390 sayfa yazan bir yazar iki sayfa eklememenim bir eksiklik olarak kabullenmek pek inandırıcı gelmiyor.
Diyer bir konusa karekterler arasında güven ve ilişkisi dahda işlene bilirdi yani bahcıvan ve diyer yeni tanişdıgı insanların sanki yılarca tanımış gibi bir ortam oluşuyor. Umarım Sayın Durmaz böylesi anlatımlarda biraz daha duyarlı olması umuduyla.
Kitap Sazın Durmazın ilk kitabıymış bu bağlamda romanda olsa toplumlara mal olmuş anlatımlarda dahada dikkatli olması temenlisiyle.
Ben “sahibin sesini” tekrarlıyan papağanlar yetiştirmekle değil, meşaleyi “ bağımsız ve hünerli, yaratıcı ve yenilikçi” ruhlara teslim etmekle ilgileniyorum.
Üstanlam kavramı ea geçen bir pikiyatr, eninde sonunda hastalarına karşı mahcup olacakdır. Tıpkı altı yaşındaki kızımın beni şu soruyla utandırması gibi: “ Neden Tanrı’nın iyi oldugunu söylüyoruz?” Ona demiştim ki : “ Birkaç hafta önce kızamık geçirdin ve Tanrı iyi olduğu için seni tamamen iyileştirdi.” Küçük kız ise bu cevaptan memnun olmadı: İyide baba unutma ki bana kızamığı gönderen de oydu.
Bir mimar zayıflamış bir kirişi güçlendirmek isterse, üzerindeki yükü artırarak parçaların birbirine daha sıkı geçmesini sağlar. Terapistler de danışanlarının akıl sağlığını güçlendirmek istiyorlarsa, insanın yaşamındaki anlamı yeniden yönelmesi üzerinden bir miktar gerilim yaratmaktan korkmamalıdır.