Sen, yalnız istiyorsun, istiyorsun... İsteye isteye bu hale geldin; ya isteye isteye kurtulacak, yahut duvarda bir böcek lekesi gibi silinip gideceksin. İstiyorsun, hudutsuz istiyorsun; istemek için doğdun. Bulamamak yüzünden de öleceksin. Bir bulduğun zaman, bin istiyorsun. Zaten olduğun şeyin sence ne kıymeti var? Sen bulunmayacak şeyi istiyorsun. Dünyaların görmediği kadını insanların bilmediği cümleyi, kasaların almadığı serveti, başbuğların tatmadığı nüfusu istiyorsun. Bunlar yine hiçbir şey değil... Sen bilmek istiyorsun, felaket orada ki, bilmek istiyorsun.
Sayfa 19 - Büyük Doğu yayınları