“Aklına Nana’nın bir keresinde söylediği şey geldi; her bir kar tanesinin, dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ah olduğunu. Bütün bu iç geçirmeler gökyüzüne yükseliyor, bulutlar halinde toplanıyor, sonra minicik parçalara bölünüp sessizce aşağıya, insanların üstüne yağıyordu.
“Bizim gibi kadınların neler çektiğinin göstergesi, demişti. Başımıza gelen her şeye nasıl sessizce katlandığımızın.” “
“Bunu öğren, kafana iyice sok, kızım,” dedi Nana. “Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, mutlaka bir kadını gösterir. Her zaman. Bunu hiç unutma Meryem.”
“Neyse, nasıl olsa hatırlamayacaksın. Kaç kez tanık oldum böyle olaylara. Adamın biri konuşur, konuşur, anlatır durur; ama öteki duymaz, anlamaz bu lafların bir tekini bile... Hiçbir değer taşımaz. Ya konuşuyorlardır ya da oturuyor ama konuşmuyorlardır. Hiç fark etmez, hem de hiç.”