Özgür bir adamın yeni bir yaşama sevinçle, başarı vaat eden bir güçle başlamak için ihtiyaç duyduğu en önemli şeyi şüphesiz kaybetmişti: Yani inancını, ruhunun evini.
Yıldızların ötesinde mi yaşıyordu Tanrı? Bir adamın ıstırabını görüyor ve bu ona dokunmuyor muydu? Ne oluyordu bu çelik mavisinin ardında? Bir tiran mı yönetiyordu dünyayı ve adaletsizliği göğü kadar engin miydi? Neden bizleri aniden gözden düşürerek cezalandırıyor? Hiçbir suç işlemedik, düşüncelerimizde bile günaha girmedik. Bilakis daima dindar olduk, hiç görmediğimiz halde ona sadık kaldık, dudaklarımız her gün övmese de hayatımızdan memnun olup onun yarattığı düzenin mütevazi birer parçası olarak, yüreğimizde alçakça bir öfke taşımadık. Bizden intikam alması için bir sebep mi verdik ona? Dünyayı, gözümüze güzel görünen her şey aniden kötüye gidecek şekilde değiştirmesi için bir sebep mi verdik? Bizim bile bilmediğimiz, içimizdeki gizli bir günahı mı biliyor yoksa?