Umumun malûmu olsun ki: İki elimde iki hayatımı tutmuşum, iki hasım için iki meydan-ı mübarezede iki harb ile meşgulüm. Tek hayatlı olan adam meydanıma çıkmasın.
Bediüzzaman Said NURSİ (r.a)
Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit; birincisinde taassub, ikincisinde hile, şübhe tevellüd eder.
Münazarat - 86
Ömer Nasuhi Bilmen de selefleri gibi dinî meseleler söz konusu olunca asla taviz vermeyen bir yapıya sahipti. Nitekim o yıllarda dinde reform imajını Türkiye'nin gündeminde tutmak için büyük çaba gösteren çevrelere karşı, "Bozulmayan bir dinde reform mu olur" diyor ve İslâm'ın ortaya koyduğu iman, ahlâk ve hukuk ilkelerinin orijinalliğini, evrenselliğini kendinden beklenen liyakat ve cesaretle savunuyordu.
Ömer Nasuhi Bilmen {(*): Siyaset hakkındaki görüşlerini de şu bir kaç satır ile dile getirmiştir:
1. "Etme siyasetle sakın iştigal;
Berk-i siyasetle yanar perr-ü bal.
2. Ehl-i siyaset olamaz her kişi
Ehline terk etmelidir her işi
3. Verme halel birliğine ümmetin
Nef'ine say eyle bütün milletin
4. Kendi işinle yürü kıl iştigal
Görmesin alem seni şuride hal..."}
Büyük İslam İlmihali - 10
"Kalemi elime aldığım gündenberi
Türkçe'nin müdafaası için
yazdığım satırları birbirine eklesem, İstanbul - Ankara şimendifer hattından
daha uzun olur."
Peyami Safa