Ahiret öyle yakın seyredilen manzarada,
O kadar komşu ki dünyaya duvar yok arada
Geçer insan bir adım atsa birinden birine, Kavuşur karşida kaybettiği bir sevdiğine.
Bu şehr-i Sitanbul ki bî-misl ü bahadır Bir sengîne yekpâre Acem mülkü fedâdır
Kâlâ-yi maarif satılır sûklarında
Bâzâr-ı hüner ma'den-i ilm ü ulemâdır
Hep halkının etvârı pesendîde vü makbûl
Derler ki biraz dilberi bî-mihr ü vefâdır
Bir gevher-i yekpâre iki bahr arasında Hurşîd-i cihân-tâb ile tartılsa sezâdır
Nedim
Bursa, sevdiği ve büyük işlerinde o kadar yardım ettiği erkeği tarafından unutulmuş, boş sarayının odalarında tek başına dolaşıp içlenen, gümüş kaplı küçük el aynalarında saçlarına düşmeye başlayan akları seyrede ede ihtiyarlayan eski masal sultanlarına benzer. İlk önce Edirne'nin kendine ortak olmasına, sonra İstanbul'un tercih edilmesine kim bilir ne kadar üzülmüş ve nasıl için için ağlamıştır!
Yandan Çarklı: Sade kahve, yanında keşme şekerle ikram edilir.
Okkalı/ağır kahve: Kahvesi bol, sert kahve.
Kallavi Kahve: Kulpu olmayan büyük fincanda (dede fincanı) ikram edilen kahve.
Meraklı kahvesi/tiryaki kahvesi: Ağır ağır mangal külünde pişen kahve.
Kaynak kahve: Köpüğü tamamen kayboluncaya kadar kaynatılmaya devam edilmiş kahve.