İnsan Olmak, bana çok sevdiğim Dostoyevski çözümlemelerini anımsatıyor. O yoğun, okuyunca bazen saatlerce, bazen günlerce düşündüğümüz; içinde kendimizden ve sevdiklerimizden, ‘’insanlıktan’’ birçok şey bulduğumuz değerli çözümlemelerin harika bir psikiyatristten çıkmış versiyonu gibi. Hayatın, ‘’insan olmak’’ın ve davranışlarımızın nedenlerinin özel bir açıklaması, özeti. Umarım ben de bu değerli metne yeni bakış açıları katabilmiş, bazı bölümlerin görünmeyen taraflarını gösterebilmiş ama en önemlisi, ‘’insan’’ı hakkınca inceleyebilmişimdir.
‘’Yine de böylesi kendiliğinden yaşantıların ve oluşumların, birden fazla etkenin rastlantısal buluşmaları sonucu ortaya çıktıklarına inanma eğilimindeyim. Hayatın kendi akışında yaşanabildiği, evrenle birlikte dans edilebildiği zamanlarda.’’¹ İnsanın başına rastgele bir şeyler geldiği zaman gerçekten de ‘’rastgele’’ olmuyor, aslında çoğu ‘’rastgele’’lik başka insanı etkiliyor. Bir adam arkadaşı vasıtasıyla Engin Geçtan okur ve sonrasında hayran kalıp onun yanına gider, ondan bir kitap ister. Sonrasında Engin Geçtan bundan etkilenir ve bir kitap yazar, o kitap da hem kendini hem de birçok insanı, ailesini, okurlarını, okurlarının yakınlarını etkiler ve bu zincir böyle devam eder. Yani yaşamımız da başka insanların yaşamına bağlanmış (ya da bağlanmış olma olasılığı olan) bir ‘’rastlantılar kümesi’’ gibidir. Bu kümeyse bazen bizi şaşırtır, bazen mutluluktan havalara uçurtur, bazen üzer, bazense yorar. Dolayısıyla bu küme ve getirdikleri hayatın ta kendisidir. Peki sizin böyle bir anınız var mı, rastlantı olamayacağını düşündüğünüz ve şaşırdığınız?