^^^ her romantik ilişkinin kendine has duygusal örüntüsü olsa da, bütün romantik ilişkilerin ortak bir dinamiği vardır: sembiyoz ve bireyselleşme arayan kuvvetler arasındaki sürekli bir savaş. Sembol isteyen kuvvetleri, anneyle kurulan ilk Samnsun güvenliğine dönme özlemi; bireyselleşmiş isteyen kuvvetleri ise, yaşamı anlam verecek eşsiz ve önemli bir şey yapma arzusu kamçılar(çoğu kişide bu kuvvetler iş dünyasında ifade bulur, ki bu da bir sonraki bölümün konusudur) insanlar aşık olduklarında, birleşme ve sembol isteyen kuvvetler kazanır. İlişkilerin çoğunda, günlerle, aylarla veya yıllarla ölçülebilen bir sürenin sonunda, bireysel isteyen kuvvetler güçlenir. İlişki sembiyotik aşamada takılıp kaldığında ortaya çıkan, eşlerin birbirinden ayrı birer birey olarak benlik duygularının olmadığı, boğucu bir ilişkidir. Romantik kıvılcımın canlı kaldığı yakın ilişkilerin belirleyici özelliği, yakınlık ve güvenlik ihtiyacı ile bireyselleşme  ve öz gerçekleştirme ihtiyacının arasında bir denge kurulmuş olmasıdır. Bu ilişkilerde her iki eşit birey olma hallerinden ve ego sınırlarından o kadar Memnundurlar ki, yakınlık bir tehdit ya da tehlike unsuru olarak algılanmaz. Bu sağlıklı ilişki türü “kök ve kanatlar” benzetmesi ile açıklanabilir “kökler” ;yakınlığı, birlikteliği, güvenliği ve bağlılığı, “kanatlar”; bireyselleşmeyi öz gerçekleştirmeyi ve kendini ifade etme simgeler. Birliktelik öz gerçekleştirmeyi destekler, öz gerçekleştirme ise birlikteliği güçlendirir. İşte bu tür ilişkilerde çiftlerin aşık olma aşamasındaki romantik kıvılcımı sonsuza kadar canlı kalır.^^^