"Allah yarattıklarını doyurmak için gerekli yiyecekleri de bol bol yaratmıştı ama insanların aralarındaki rızk bölüşmeleri işi bozuyordu . Sana on , bana beş , ona hiç ...(...) Bir arslan ,bir tilki , bir kurt nasıl yaşıyorsa, insanlar da işte bu tabiat kanununu tutturamalıydılar. Asıl hayat budur. " Utanmaz AdamHüseyin Rahmi Gürpınar
Bazen her şey istediğin gibi gitmez.
Bazı seçimler zorunluluktan meydana gelir.
Bazı kitaplarla istemeden tanışırsın.
İşte tam da böyle bir tanışıklık üzerine başladı Suzan Defter yolculuğum.
Görev yaptığım yerde bir kitap kulübü kurdum. Her ay bir kitap seçip sonraki ayın ilk haftası bir kafeye oturup okuduğumuz kitabı yüzyüze tartışıyor ve oylama ile gelecek ayın kitabını seçiyoruz. Bu ayın kitabı olarak Ahmet Ümit'in Bir Aşk Masalı'nın seçilmesini istiyordum. Suzan Defter çıkınca anlık olarak hayal kırıklığı yaşadım ama tabii birlikte okumalarımızdan büyük keyif aldığım için ilk işim bir an önce kitaba başlamak oldu. Ve daha ilk sayfalardan beni kendine çekmeyi başardı.
"Bir kadın birdenbire günlük tutmaya başlamışsa, ya âşık olmuştur ya terk edilmiştir." (s. 9)
Siz ne dersiniz?
-Bir kadın neden günlük tutmaya başlar?
-Yazma ihtiyacı ne zaman zirve yapar?
-Böyle bir dönem yaşadınız mı?
Yalnızca kadınlar olarak da düşünmeyelim.
-Bir insan neden günlük tutar?
Ben de yıllar boyunca tuttum mesela; yaşadığım günü değerlendirmem, kendimi sorguya çekmem için iyi bir fırsattı benim için.
Suzan Defter
Biri kadın biri erkek iki insanın günlüklerinden oluşuyor. Farklı bir biçimi var eserin. Kitap ortadan ikiye ayrılmış, ilk bölümde erkeğin günleri yer alıyor diğer bölümde kadının günler. Günler birbiriyle paralel olarak ilerliyor. İki kahramanın yaşamı bir yerde kesişiyor ve bu günlüklerde aynı güne, aynı konulara kendilerinin bakış açılarını karşılaştırmalı olarak görme fırsatı buluyorsunuz. Oldukça özgün ve başarılı bir yaklaşım olmuş. Günlük hayatta başımızdan bir olay geçiyor ve onu hep kendi bakış açımıza göre değerlendiriyoruz. Oysa her olayın, her duygunun farklı farklı bakış açıları var. Dilimize pelesenk olmuş empati kavramı ile kendimizi kandırıyoruz farklı pencerelerden