Bana her sözün armağan gibi, her an uyanılacak bir düş gibi geliyor yanyanalığımız, bir düşün huşusu ve güzelliğinin yanısıra, geçiciliği ve kırılganlığı.
Uğraşmak her gün biraz daha boş ve anlamsızmış gibi geliyor bana; sonunda ya durmadan aynı hava çalınıyor ya da söylenecek yeni şeyler, bunları söyleyebilecek yeni anlatım yolları bulmak için uzayıp giden bir arayışın meyveleri çıkıyor ortaya.
Ben böyle manevi bir uyanışı yaşadım m? Hayır. Hele hayattaki eğilimim, insanları dönüşüm için kışkırtmaktan çok onlara her şeyi olduğu gibi
benimsemeyi önermek olduğuna göre.
Tarihte olan her sey devrimdir; yavaş yavaş ve barış içinde gerçeklesen bir yenilik, bir keşif bile. Öyleyse cehenneme kadar yolu var bu inceden inceye düşünülmüş söz cambazlığının, zora dayanan yollarla dönüşümler öneren söylevcilerin. (Bu söylevciler eylemi de başkalarından beklerler elbette!) Cehenneme kadar yolu var o çocukça bağırıp kalabalıktan biri olma
gereksinmesinin!