Kitabın 120. Sayfasına kadar dayanabildim. Dostoyevski hayranı bir okurum tasvirlere alışık hatta severim Buket Uzuner tasvirde çığır açmış okurken hadi sadete gel demekten kendimi alamadım. Kitabın konusu aslında güzel ama okadar gereksiz diyalog ve konudan sapmalar varki dayanılır gibi değil.....
Memleketin yedi bölgesinde ki bütün kızlar ;ister kendini muhafazakar, ister modern kabul eden, ister insanın dişisine "bayan" ister "kadın" diyen, ister gıyabında örtünmesine veya açık gezmesine karar verilen ailelerde büyüsün ler, sonuçta kızların hepsinin vardığı yer aynıydı:kadının diploması sadece bir çeyiz olarak kabul görmekteydi. Bir kadının kendine ait mesleği, parası ve hayatı olabileceği, hayatını sevdiği bir mesleye, felsefeye, matematiğe yada şiire adayabilceği düşüncesi, Türkiye'de kafadağının gerçekte var olmasından daha itopikti.
Kalplerini gülümseme maskesi arkasına saklayarak daha fazla kırılmaktan korunmaya çalışanlar, bir gün artık sahiden gülümseyemediklerini fark ederler. Çünkü artık gülüşün gerçek dürtüsünü ve rengini unutmuş, böylece yitirmişlerdir. Unuttuklarımızı yitiririz!