Öncelikle kendisini kısaca bir tanıyalım. Gerçek adı Ahmed Önal'dir. Diyarbakır’da doğmuş ve şiir yazmaya küçük yaşlarda başlamıştır. Farklı gazete ve dergilerde şiirleri yayımlanan Ahmed Arif, hapishanedeyken ya da kendi tabiriyle Makamı Yusuf’tayken bir sürü işkenceye maruz kalmış, tıpkı hayranı olduğu Nazım Hikmet gibi o da haksız yere hapis yatmıştır.
Bir Ahmed Arif hayranı olarak, bu eserin bendeki yerini hiçbir kitap hiçbir şair dolduramaz.
Öyle bir yere yükseldi ki içimde, tahtı o kadar sarsılmaz bir şekilde oluştu ki bir daha hiçbir güç onu yerinden edemez.
Leylim Leylim, Leyla Erbil'e yıllarca yazdığı mektuplarından oluşmuş bir kitap. Kimine karşılık bulmuş, kimi de cevapsız kalmış.
Yalnız en ufak bir bıkkınlık, bir vazgeçiş görmedim ben Ahmed Arif'te. Bir insan bir insanı bu kadar sevemez, veyahut bir insan bir insana hem de Ahmed Arif gibi seven bir insana nasıl bu kadar kayıtsız kalır aklım almıyor. Dağ olsa erir, taş olsa dile gelir de karşılık verirdi Ahmed Arif'e ancak Leyla dağ oldu erimedi, taş oldu da dile gelmedi.
Hangi kadına böyle sevilmek nasip olmuştur dünya üzerinde?
"Gözlerinden, burnunun, üst dudağına düşen fark edilmez incecik gölgesinden öperim canım. Öperim ömrüm. Yaşşa!".
Sevdiğine hitapları, vedaları bile şiirsel;
"Leylim Leylim"
"Gözlerinden öperim, en çok da burnundan"
Son olarak bu sözünü de iliştireyim buraya.
"Ben ki 29 yaşındayım. Ama binlerce yıldır seni arıyor, hasretini çekiyorum."
Keyifle okuyun...