Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaşar Kemal ezelden beri bildiğimiz bir efsaneyi her zamanki samimi kalemiyle masalsı bir dille sunuyor okurlarına.
Ağrı Dağı Efsanesi'ni büyüklerimizden, anlattıkları masallardan, oradan, buradan duymuşuzdur. Kimi eksik kimi biraz daha farklı anlatırdı. Ancak Yaşar Kemal’in anlatım biçimi, yorumu çok başka dünyalara götürüyor. Zamanda yolculuk yaparcasına bir his oluşturuyor.
Efsane Ahmed ile Gülbahar’ın aşkı çerçevesinde gelişiyor ancak aşktan çok yöre halkının gelenek ve görenekleri, giyimleri, Kürt beylerinin yiğitlikleri işleniyor. Ayrıca Abidin Dino’nun mistik ve bir o kadar da muhteşem çizimleriyle kafanızda oluşan karakterler ve mekanlar biraz daha somutlaşıyor. Kitabı okumayanlar için içeriğini çok fazla yazmak istemiyorum. Biraz olsun bugünün kargaşasından kaçmak isteyenler için bir nefeslik şahane bir eser. Ağrı Dağı’na, Kervan Şeyhi’ne, Demirci Hüso’ya, Sofi’ye ve Hoşap Kalesi Beyine selam olsun.
Vakt erişti gibime gelir. Şu halka bir çare bulamazsak hepimizin kellesi gider. Yarın zulmü bahane ederler, öbürsü gün vergiyi, öbürsü gün sarayımızı, öbürsü gün ekmeği... Ve birikirler birikirler... Yüz bin yılın öfkesi ve de acısıyla... Şimdiki gibi sessiz birikirler. Ve bu kalabalığa güç yetmez. Onlarla ordular, bir dünya kadar ordu olsa başa çıkamaz. Bunlar bir araya gelmeyegörsünler, önüne geçilemez. Bir çare, bunları bir araya getirmemek için bir çare...