İstanbul'un kaldırımı bile arabalar içindi. Arabalar ve sahipleri şehrin tek hakimiydi. Arabalar anahtarlarını taşıyanların yerini, konumunu, kimliğini belirliyordu. Ruhsatta adı yazanların birlikte olacakları insanları, oturacakları evleri, arkadaşlıklarını arabalar seçiyordu. Yeme içme biçimlerini, müziklerini,konuşmalarını...
Arabalar sözüm ona onları para ödeyerek satın aldıklarını düşünenlerin gercek sahibi'ydi aslında. İnsanlar değil, edindikleri nesneler ve o nesnelerin ederleri hayatlarını çiziyordu bu şehirde