Dilara İlbaş

Dilara İlbaş
@Dilarailbas
Avukat
Lisans
28 Ocak
14 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Panzehir.
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
Modern dönem Türk şiirinin en önemli ve hisli yazarının son kitabı; Yakınsama. Kitaba ismini veren sözcüğün terim anlamı “Uzayda seyreden iki doğrunun birbirine sonsuz kere yaklaşması” olsa da sevgili yazarımız yakınsama sözcüğüne yeni anlamlar katarak edebiyat tarihimize girdi bence. Yakınsama; yakınlık fiilinin kalbe sirayet etmiş hali bence. Sonsuz kere yaklaşmak, ama kesişmemek… En yakınında olabilmek ama çakışmamak… Şiir kitabının kapağında yer alan tasarım Mehmet Güreli’ye ait. Kapak tasarımı öyle ince seçilmiş ki yakınsama kelimesi adeta bir daha anlam kazanmış. Şunu belirtmek isterim ki ; edebiyatımız eski gösterişli günlerine ancak böyle şairler ve yazarlar sayesinde kavuşabilir. Kitabın içerisinde anlam bütünlüğüne dayalı şiirlerin yanı sıra okuyucunun zihninde tamamlanan şiirler de var. Meteforik anlatımlarla, özgün çağrışımlarla 21.yüzyıl şiirinin mihenk taşı niteliğinde bir kitap. İçerisinde öyle şiirler var ki belki şarkı olacak. Örneğin “ömrümün yarısı” şiiri. Anlamı çok derin ve fonetiği harika. Turgut Uyar’ın Dünyanın En Güzel Arabistan’ı, Cemal Süreya’nın Sevda Sözleri, Edip Cansever’in Yerçekimli Karanfil’i neyse Yusuf Ergüven’in Yakınsama’sı odur yazın tarihimizde. Benim bu kitaptaki favori şiirlerim “ağlat ağacı”, “yitik zamana kelimeler” ve “düşlemek” şiirleri oldu. “Gözü kahveli kadın” ise kült romantik şiirler arasına girdi bile bence. Sizler ne düşünüyorsunuz? Favori şiirlerinizi yorumlarda bekliyorum:) Keyifli okumalar dilerim. Sevgiyle. #şiir #yakınsama #okur #edebiyat #yusufergüven Yakınsama Yusuf Ergüven
Şiir
YakınsamaYusuf Ergüven · İNKILAP KİTABEVİ · 20229 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çalıkuşu
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
Yayınlandığı yıldan beri her neslin kadınının ilgisini çekmiş , ayrı bir heyecan uyandırmış çoğu zaman örnek olmuş bir talebenin hikayesidir Çalıkuşu. Tüm ele avuca sığmazlığın , idealistliğin, çocuk neşesinin , cesaretliliğin , sevginin en saf halinin dile yansımasıdır Feride'nin yaşadıkları. Öyle ki Reşat Nuri Güntekin'in -bir erkeğin- bir kadının iç dünyasını bu kadar doğru , bu kadar hisli , bu kadar ince ve bu kadar ruhani biçimde aktarmış olması benim son olmasa da ilk kez gördüğüm bir durumdu. Fakat itiraf etmeliyim çok okuduğumdan mı yoksa Reşat Nuri'nin içtenliğinden mi bilinmez Feride karakteri bana hep gerçek , yaşamış bir kadını hissettirir. Öte yandan Reşat Nuri'nin Feride ismini vermiş oluşu da tesadüf değil. Feride ; gururlu,hırslı ,tek ,eşsiz demek. Arka planda ise Osmanlı'nın son yılları ve dönemin meşhur dili Fransızca yer alır.Bazı tiplerle dönemin zihniyeti açıkça ortaya konur.Bu kimi zaman okul müdürü , kimi zaman müfettiş ve kimi zaman küçük bir çocuktur. Çalıkuşu mu hocanım mı gülbeşeker mi ipek böceği mi Munise'nin abası mı yoksa kocaman bir aşkın bedelini kendine ödeten 'sahibi tarafından sonsuza dek kapatılmayı isteyen küçük bir kuş ' mudur Feride ? Feride'nin bütün uçarı , şımarık ve taşkın zamanları onun hep üzgün olduğu anlardır. Bu yollar sayesinde kaçar duygularından ... Bu hikayenin en kırılanı aslında onun duygularıdır. Çalıkuşu merhametli ve saf bir çocuktur aslında. Muallime Hanım olduğunda da Munise'ye annelik yaptığında da hep aynıdır . Yalnızca ilk aşkının ona böyle bir acı yaşatmış olmasını hazmedemez ve her günün sonunda ona ' Seninle artık iki düşman bile değiliz , birbirimizi hiç ama hiç görmeyecek iki yabancıyız ' gibi kırılgan
Edebiyat
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılap ve Aka Kitabevi · 1991123,5bin okunma
Sahi Katil Kim ?
8/10
·418 syf.··
Beğendi
·
2020 16. kitabı
Uzaktan, kapağıyla, ismiyle sizi avucuna alan, okumak için hemen içeriğini merak ettiren romandan söz ediyorum. Kitabın arka kapağını okuyan herkeste aynı merak, aynı okuma hevesi. Okumaya başladığınızda sonunu tahmin edeceğinizi düşünebilirsiniz; büyük ihtimal yanıldığınızı göreceksiniz. Yazarın, kahramanları yaşamımızdan çıkarıp ortaya koyduğu aşikar. Beyoğlu’nun; 6-7 Eylül olaylarında la-netlenen, günümüzde yozlaşan kültürünü öyle güzel ifade etmiş ki... Sokağın acımasızlığını, argosunu, insan yaşamının ucuzluğunu, dünyanın göz bebeği İstanbul’un içindeki bu çıkmazı, baş komiser Nevzat’ın gözüyle aktarmış bizlere. Öte yandan yazar, güncel bir roman yazdığından Gezi direnişine değinmeden geçmiyor. Sokak çocuklarının, mafya babalarının ağzıyla bunu anlatmış oluşu okuyucuyu etkileyen bir diğer faktör. Ama yazar bazen karakterin bir sokak çocuğu, hayat kadını, mafya babası olduğunu unutup Ahmet Ümit’e geri dönüyor. Bu da ister istemez karakter üzerindeki inandırıcılık, doğallık diyebileceğimiz yapıtaşlarını etkiliyor, sarsıyor. YAZAR KİTAP İÇİNDE BİR KARAKTER Baş komiser Nevzat, deneyimli ve idealist bir polis aynı zamanda alışılagelmişin dışında entelektüel bir adam. Onun gözünden anlatılan bu romanı, Ahmet Ümit kendi ağzıyla anlatmış olsaydı aynı etkiyi yakalardı. Çünkü yazar olaya çok müdahil. Dışarıdan bakmak yerine açıklama gayretinde bulunuyor. Zannediyorum ki seslendiği kitlenin büyüklüğü dili bu yönde şekillendirmiş. Ayrıca yazarımız da kitabın içinde bir karakter. Evet yazar kendini bir roman karakteri olarak yansıtmış. Ahmet Ümit böylece ‘Ben buradayım, ulaşılmaz değilim, içinizden biriyim.’ demek istiyor. Yazar sıcaklığını, samimiyetini okuyucuya böyle hissettirmiş oluyor. Zamanın, mekanın, olayların güncel oluşu, okuru hemen diğer sayfaya geçmek için
Edebiyat
Beyoğlu'nun En Güzel AbisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,5bin okunma
Bir İnsana Bir İnsan Yeterdi
Puan vermedi·163 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
İnsanın ölüm ve aşk karşısındaki çaresizliğini kuvvetli bir anlatımla iliklerinize kadar hissettiren Sabahattin Ali romanı. Bitirdikten sonra bir kere daha okuma isteği uyandıran başyapıt. ‘Kürk Mantolu Madonna’. ‘Bir insana bir insan yeterdi’nin kitabı. İlk sayfalarda olayı tahmin etmek güç. Belki de kitap ilk başlarda sizi kapsamayacak ama sonlarına doğru bitmesini istemeyeceksiniz. Her sayfada bir büyü yakalayacak sizi, daha önce neden okumadığınızı sorgulayacaksınız. Sabahattin Ali’nin diline, tasvirlerine, tarifi güç duyguları büyük bir ustalıkla yumuşatıp içimize akıtmasına hayran kalacaksınız. HEM ZEHİR HEM PANZEHİR Romanda çok derin karakterler var. Raif Bey dıştan kabullenişin, içten isyanın simgesi. Gerçek aşkı yaşayan adamın ‘unutamama hikayesi’. Geri kalan yaşamını da o unutamamanın ezikliğiyle sürdüren yüreği hür, hepimizden bir parça taşıyan ‘gerçek adam’. Raif Bey insanda gerçek aşka inanma arzusunu tetikliyor. Günümüzde unutulmuş bu değere saygıyla bakmayı öğretiyor. Maria Puder; çoğu zaman özlenen, beklenen kadının tasviri. Bir insanın ne kadar sevmek istediğinin göstergesi. Kararlı, dik duruşuyla diğer kadınlardan farklı, erkeklerin sıradan davranışlarına sert çıkışlarıyla, düşünceleriyle kaliteli kadın! Bünyenize hem zehir hem panzehir niteliğinde. HERKES USTAYI BİR KERE OKUMALI Kitabın geneli hakkında konuşmak en doğrusu. Çünkü seçemiyorum, en güzel yeri şurasıydı diyemiyorum. Roman insanın boynunu büküyor, bir insanın yarattığı yokluğu hissettiriyor. Eksik kalan hazinelerimizi tamamlatıyor. Son sayfayı okuyup kitabı kapattıktan sonra bir süre öylece kalıyor insan, uzaklara dalıyor. Beni de ağlatan bu kitap yürekleri burkuyor, insanı en derin yerinden
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma