“Yaşamak denilen şey çok tuhaf, diye düşünür gülmesi biterken. Bazı olaylar geçtikten sonra bile, onca korkunç şeye maruz kaldıktan sonra bile, insan yiyor, içiyor, tuvalet ihtiyacını görüyor, yıkanıyor ve yaşamaya devam ediyor.”
“İnsana derin bir utanç veren, ama bir an içinde de unutuverdiği derin gerçek, kendisinin de zedelenebilecek bir hayata sahip olduğu gerçeğiydi…Peki ama be olabilirdi? Başına ne gelebilirdi? Belki de kötü bir şey değil, olacak olan, ama kim bilebilir? Yine de gerçek ötesi, var olan durumu alt üst eden bir şeydi! Bir an içinde gerçekleşecekti ve ardından da dünya var olmaya devam edecekti!”
“İrade her şeydi! Ona göre irade, gönüllü olarak kabul edilen itaat demekti. Ya da başka türlü söyleyecek olursa kaderine boyun eğmek, insana hayatta karşılaşabileceği dayanılmaz -ki bu tanımlamayı da fazlasıyla modern hayatın bir abartısı olarak görüyordu- ya da dayanılması zor bunalımlardan çıkış yolu sağlardı.”