" 'Beni unutmayacağına söz veriyorsun değil mi?'diye kulağıma fısıldadı.
'Seni hiç unutmayacağım' dedim. 'Seni unutmam imkansız.'
Gene de, anılar gitgide soluklaşıyor ve ben daha şimdiden birçok şeyi unuttum. Olayları anımsamak için şu satırları yazarken bile, zaman zaman korkuya kapıldığım oluyor. Ya içimde anılarımın üst üste yığılıp yavaşça çamura dönüştüğü karanlık bir zindan varsa diye.
Ama, her ne olursa olsun, bugün tek sahip olduklarım bunlardan ibaret işte. Eksik ve bulanık, günden güne silinen anıları sımsıkı bağrıma basarak, açlıktan ölecek bir adamın elindeki kemikleri emmesine eşdeğer bir güçle bu kitabı yazmaya devam ediyorum. Bu, Naoko'ya verdiğim sözü tutabilmemin tek yolu."