Beni kim merak ediyorsa, onu seviyorum. Derdimi kim dert ediniyorsa, Kim gülmemi istiyorsa, Kime sığındığımda canım yanmıyorsa onu seviyorum...!
Frida Kahlo
Doğdum, doğurdum
Bir insan nasıl büyüyor gördüm
Hayatta kalmak için
Ve hayatta kalmanın yanında
İnandım şiir bir gevezelikti
Şimdi 128 harfli bir şiir var karnımda
Satırlar artık bomboş
Karnımda hissiz bir şiir var
İçimde durmadan bölünen şiirler
Birlikte yok olacağımız şiirler
Birlikte unutulacağımız şiirler
Hiç borcu olmamış şiirler
Ve bu yüzden çok acıyan şiirler
"Didem 'le ilgili şeyler ... "
Müjde Bilir
Sombahar dergisinde yayımlanan şiirleriyle tanıdım onu. AylaAbla'ya verdiği öğütleri, Mr. Parkinson'un yaşadığı depremi sevmiştim.
Izmir'de yaşadığını öğrendim sonra. Bu "gizemli şair" hakkında başkaca bir şey bilinmiyordu. Bir dizi uğraşıdan sonra onu bulabildim. Telefonda tanıştık Didem'le. 1995 yılı sonbaharıydı. Konuşmanın başında ikimiz de mahcuptuk nedense. Ama ne olduysa,iki cümle sonra kaynaşmış, dördüncü cümlede buluşmaya karar
vermiştik. Peki ama nasıl tanıyacaktık birbirimizi? Cep telefonu,internet gibi şeyler yoktu çünkü ...Buluşma yerine, Belgin Doruk şapkasıyla gelmeyi teklif etti önce ... ya da boynumuzda bir eşarp uçuşmalıydı. Eski bir Türk filminin içine dalmıştık sanki... epey gülüştük. Bir sürü fikir ürettikten sonra, elimizde kırmızı bir gül olmasına karar vermiştik. Kim daha önce gelirse Sevinç Pastanesi'nin önünde bekleyecekti. Bir Cumartesi günü, saat tam bir buçukta, işte or'da ... Sevinç'in önün-
de bekliyordu beni. Elinde kırmızı bir gülle ...
O gün bugün kardeşim oldu benim. Aramıza kimi zaman uzaklara girse de, bizi yaklaştıran o ilk günkü bağ her zaman güçlüydü.2010 yılı Kasım ayı sonunda öğrendim hastalandığım. Bu kötü haberi, hayatında yer alan hiç kimseden saklamamıştı. Zeynep'le birlikte (Zeynep Köylü) tedavi süresince bütün gelişmeleri yakından
izliyorduk:· Hiç inanmadık .öleceğine. İlaçlar onu öyle yoruyordu ki daha da yorulmasın diye yaşadığı süreci daha geniş bir çevreye duyurmaktan özellikle kaçındık. Bulduğum her fırsatta yanında alıyordum soluğu. Zeynep, hastaneye yatışlarında "has odab~şı"
olarak ona refakat ediyordu. Her şeye rağmen bizi güldürmeyi nasıl da başarıyordu ...
Onca tedaviye rağmen, kahredici bir ışık hızıyla ilerliyordu her şey. Hale Teyzesi, kuzeni Pınar ve Işıl... İzmir'