Dimitrina

Dimitrina
@Dimitrina
Bir Kraliçe asla savaşmaz. Varlığını geri çeker imparatorluk çöker.
128 ( ameliyat sonrası karnına atılan dikiş sayısı)
Doğdum, doğurdum Bir insan nasıl büyüyor gördüm Hayatta kalmak için Ve hayatta kalmanın yanında İnandım şiir bir gevezelikti Şimdi 128 harfli bir şiir var karnımda Satırlar artık bomboş Karnımda hissiz bir şiir var İçimde durmadan bölünen şiirler Birlikte yok olacağımız şiirler Birlikte unutulacağımız şiirler Hiç borcu olmamış şiirler Ve bu yüzden çok acıyan şiirler
Sayfa 113
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Didem Madak 'ın ölümünün ardından
"Didem 'le ilgili şeyler ... " Müjde Bilir Sombahar dergisinde yayımlanan şiirleriyle tanıdım onu. AylaAbla'ya verdiği öğütleri, Mr. Parkinson'un yaşadığı depremi sevmiştim. Izmir'de yaşadığını öğrendim sonra. Bu "gizemli şair" hakkında başkaca bir şey bilinmiyordu. Bir dizi uğraşıdan sonra onu bulabildim. Telefonda tanıştık Didem'le. 1995 yılı sonbaharıydı. Konuşmanın başında ikimiz de mahcuptuk nedense. Ama ne olduysa,iki cümle sonra kaynaşmış, dördüncü cümlede buluşmaya karar vermiştik. Peki ama nasıl tanıyacaktık birbirimizi? Cep telefonu,internet gibi şeyler yoktu çünkü ...Buluşma yerine, Belgin Doruk şapkasıyla gelmeyi teklif etti önce ... ya da boynumuzda bir eşarp uçuşmalıydı. Eski bir Türk filminin içine dalmıştık sanki... epey gülüştük. Bir sürü fikir ürettikten sonra, elimizde kırmızı bir gül olmasına karar vermiştik. Kim daha önce gelirse Sevinç Pastanesi'nin önünde bekleyecekti. Bir Cumartesi günü, saat tam bir buçukta, işte or'da ... Sevinç'in önün- de bekliyordu beni. Elinde kırmızı bir gülle ... O gün bugün kardeşim oldu benim. Aramıza kimi zaman uzaklara girse de, bizi yaklaştıran o ilk günkü bağ her zaman güçlüydü.2010 yılı Kasım ayı sonunda öğrendim hastalandığım. Bu kötü haberi, hayatında yer alan hiç kimseden saklamamıştı. Zeynep'le birlikte (Zeynep Köylü) tedavi süresince bütün gelişmeleri yakından izliyorduk:· Hiç inanmadık .öleceğine. İlaçlar onu öyle yoruyordu ki daha da yorulmasın diye yaşadığı süreci daha geniş bir çevreye duyurmaktan özellikle kaçındık. Bulduğum her fırsatta yanında alıyordum soluğu. Zeynep, hastaneye yatışlarında "has odab~şı" olarak ona refakat ediyordu. Her şeye rağmen bizi güldürmeyi nasıl da başarıyordu ... Onca tedaviye rağmen, kahredici bir ışık hızıyla ilerliyordu her şey. Hale Teyzesi, kuzeni Pınar ve Işıl... İzmir'
Sayfa 109
Madem ki bir tez'e göre insan türünün gelişmesi (yani bu hale gelmesi, eğer gelişme ise bu) 2 milyon yıl erken olmuş. Yani insan iki milyon yıl daha, iki ayağı üzerinde doğrulmasaymış, daha denenmeden geçmiş (uçaklar gibi, ki onlara da yetmiyor) olur, bir sürü eksiklikleri, bu arada hastalıkları olmazmış. Yani sizin anlayacağınız, sözün gelişi: Biz insanlar Doğa A.Ş. tarafından tam denenmiş olmadan,acele piyasaya sürülmüşüz. Belli olmuyor mu?
Sayfa 299
Çok ama çok romantik ;)
“Uyanıyorum ve sen yoksun. Hayatımda hiç bu kadar korkmamıştım. Kendimi terk edilmiş hissettim. İlk kez şimdi, şu dakika benim için ne demek olduğunu, bir ayrılığın ne anlama geleceğini anladım! Uyanmak ve seni görememek korkunçtu." "Yok, bir dakikalığına bile seni bırakmam. İmkânım olduğu sürece yanından ayrılmam. Asla. Her zaman yanında olacağım. Şimdi ve ahirette. Sonsuza dek.”
Kırık pirinç, kırık yumurta ... Semt pazarından ucuza. Kalbin kırığından söz etmeye sıra bile gelmiyordu.
Sayfa 26