“Benliğini saran bu hüzünlü umursamazlığı hiç bir söz, hiç bir soru, bir an olsun gideremiyordu. En çok kendinin bildiği iç dünyasına bile yabancı kalıyordu.”
“Bu duygu benim için hiçbir olay geçmeyeceği, ama yine de her şeyin benim olacağı hissinden geliyordu; hiçbir ilgi bulunmamaktan gelen derin ve gerçek yaşantının bu çok mutlu duygusu, iç dünyamın en canli kaynaklarındandı ve beni o bilinmez varlıkta bir hazla hep ve hep sarıyordu.”
“Fakat yeryüzünde hiçlik tutsağı ben kadar, boş yere yitirilen vakti olan kim vardı? İçi sonsuz bir istek ve o oranda sonsuz bir hazla dolu kim olabilirdi?”
“Dış görünüşlerine bakılınca dünyanın ötesinde yaşıyormuşa benzeyen bu insanlar, sahip oldukları o kendilerine özgü malzeme ile bir tek defaya mahsus olmak üzere evrenin çok ilginç özetini yaparlar.”