“Kötü olan ölüm değildi; ölümün, bu basit işin, bu peşin pazarlığın birdenbire ve her şeyle beraber son derecede güçleşmesi, çözülmez yumak haline gelmesi, beş-on kulaç suyun bin türlü engelle doluvermesiydi. Bütün ıstıraplarım orada, o eşikte bitecek. Acaba hep böyle mi düşünürüz, ölümün mü, hayatın mı çocuğuyuz? Bu saati hangisi kuruyor, mevsimlerin eli mi, mutlak karanlığın parmağı mı?”