Zira şükürden yoksun bir birey, en büyük nimetlerin içinde dahi huzursuzluk hissederken; şükreden ve kanaatkâr olan bir kişi, sınırlı imkânlar içerisinde dahi derin bir huzur ve memnuniyet duygusu yaşayabilir.
Bazı âlimler de “Hakiki şükür, insanın şükürden aciz olduğunu bilmesidir.” demişlerdir. Çünkü Allah’ın nimetleri o kadar çoktur ki saymakla bitmez. Üstelik bu nimetler öylesine kıymetlidir ki, insanın yaptığı ibadetler ve şükürler, onların gerçek karşılığı olmaktan uzaktır. Bu yüzden kul, Allah’a şükretmeli;fakat yaptığı şükrün, verilen nimetlerin yanında ne kadar eksik ve yetersiz olduğunu da bilmelidir. Bu şuurla yapılan şükrü Allah rahmetiyle çokmuş gibi kabul eder.