Müzik çaldığı sürece dans etmeyi sürdürmelisin. Bizim dediğimizi anlıyor musun? Dans edeceksin. Dans dans dans. Dans etmeye devam edeceksin. Neden dans ettiğini düşünmeden. Anlamını düşünmeden. Anlam diye bir şey baştan beri yok zaten. Eğer bunları düşünürsen ayakların duruverir. Bir kez ayakların durursa, bir daha bizim yapacağımız bir şey kalmaz. Bağın tamamen kopar. Sonsuza dek yok olur. Öyle olunca da bu dünyada yaşamaya devam etmek zoruda kalırsın. Gitgide bu dünyaya çekilirsin. Bu yüzden ayakların durmamalı. Ne kadar aptalca olduğunu düşünsen de bunu aklına takmamalısın. Adımlarını düzgünce atıp dans etmeye devam et. O zaman katılaşmış olan her şey yavaş yavaş çözülecek. Hala geç değil. Kullanılacak her şeyi kullanalım. En iyisini yapalım.
Uzun süre bir başınıza yaşayınca pek çok şeye takılır kalır bakışlarınız. Bazen kendi kendinize konuşursunuz. Kalabalık restoranlarda yemek yersiniz. İkinci el Subaru'nuza yakınlık hissedersiniz. Ve yavaş yavaş zamanın gersinde kalırsınız.
Kendimi tanıtma sırası bana geldiğinde, başkalarının önünde kendimle ilgili konuşmak zorunda kaldığım her seferinde, sanki okul karnemdeki notları kafama göre değiştiriyormuşum gibi bir duyguya kapılırdım. Endişelenirdim.