Gece niye ve nasıl böyle her şeyi büyütüyor, içinden çıkılmaz hale getiriyor, hadi bunu geçelim insanın kendisini nasıl büyütüyor, başka aynalarda, başka, çok daha doğruymuş gibi görünen terazilerde tartıyor da maşallah pek ağır getiriyor.
Huysuz ve hırçın insanların aslında iyi olanlar olduklarını, her gün kırk kırık, çıkık, burkuluşla günü bitirdiklerini görüyor ama onlara da aldırmıyordum. Kimseye nüfuz etmeye çalışmadığım için istediğim yere kadar inip çıkıyordum. Kendimi açmaya çalışmadığım için yorumlardan, saldırılardan, uyuz beğenilerden de uzaktım. Buna sebep sağlıklı bir görünümüm olduğu için kendimi içeri çektikçe dışarım kalabalıklaşıyor, ben bunlara serin durdukça bu çelebiliğe, asalete, tevazuya, ne kadar olmayan şey varsa ona yoruluyordu. Ve artık görülen, bilinen, tanınan en normal insan bendim. Benim dışımdaki herkes sıra dışıydı. Hep bir şeylerle uğraşır, meşgul bir halim vardı, çalışkan biri izlenimi veriyordum. Gerçekte ne iş güç yaptığım vardı ne başkalarının ne yaptığına dair en ufak bir fikrim. Susar, gülümser, "Bunlar iş değil," derdim. Herkes bana hak verir, "İş olmayan ne Aslan Bey?" demek kimsenin aklına gelmezdi. Ben sadece zihnime dalıyor ve orada kayboluyordum.
Hayatımı demeyeyim de bir hayale tutunarak yaşayabileceğimi, gerçeğe hiç dokunmadığımı, dokunamayacağımı ve bunun beni mutsuz etmediğini, bilakis bir şey koruyacaksam kafamın içindeki hayatı koruyacağımı gördüm, anladım.