Stresin az olduğu, güvenli durumlarda zihin gezinmesi bir armağan, bir keyif ve yaratıcı bir güç hâline gelir. Ancak stresin yüksek olduğu ya da tehlikeli durumlarda ise adeta bir işkenceye dönüşebilir.
Zihin gezinmesinin bu kadar çok olumlu etkisi olduğu gösterilmişken, neden bize kendimizi sık sık kötü hissettirdiğini merak edebilirsiniz. Bunun bir açıklaması var: Zihin gezinmesi, kolaylıkla saplantılı düşünme hâline dönüşebiliyor. Çoğumuz bunu bir noktada yaşamışızdır — odaklanmayı bırakıp zihninizin oradan oraya sürüklenmesine izin verdiğinizde, stres yaratan düşüncelere takılıp kalabiliyorsunuz.
Üçüncüsü, Nathan’ın söylediğine göre, zihin gezinmesi esnasında zihniniz adeta bir “zaman yolculuğuna” çıkar; geçmişin üzerinde dolaşır ve geleceği öngörmeye çalışır. Sadece gözünüzün önünde duranla meşgul olma baskısından kurtulan zihniniz, ileriyi düşünmeye başlar — ve bu da geleceğe hazırlanmanıza yardımcı olur.
“Yaratıcılık, beynimizin içinden yeni bir şeyin çıkması değil,” diyor Nathan, “halihazırda orada olan iki şey arasında yeni bir bağlantı kurulmasıdır.” Zihin gezinmesi, “daha geniş düşünce dizilerinin açığa çıkmasını, bu da daha çok bağlantının kurulmasını sağlıyor.” Henri Poincaré, çözmeye çalıştığı matematik problemine sıkı sıkıya odaklanmaya devam etseydi ya da dikkati tamamen dağınık olsaydı, bulduğu çözümü muhtemelen bulamayacaktı. Sonuca ulaşması için zihin gezinmesi gerekmişti.