SÜHA YILDIRIM

SÜHA YILDIRIM
@Diyalektik21
Benim kadar ileri gitmek istemeyen hiç kimsenin beni gitmekten alıkoymaya hakkı yoktur. Mülksüzler
Hiçbir insan ada değildir, tek başına bir bütün; her insan kıtanın bir parçasıdır, bütünün bir bölümü; bir toprak zerresi denize karışıp gitse, sanki yitip giden yüksek bir Tepeymişçesine, dostlarının ya da senin Yurdunmuşçasına azalır Avrupa. Her bir insanın ölümü de işte böyle azaltır beni çünkü ben insanlığın bir parçasıyım. O yüzden sakın sorma çanlar kimin için çalıyor diye; senin için çalıyor. John Donne
Sayfa 10·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
yetmedi ama Sivasa da yetmedi Maraşa da
iki doğru adam da yeter Sodom ve Gomorra'yı Tanrı'nın öfkesinden kurtarmaya.
Sayfa 164·Kitabı okudu
köylüleri niçin öldürmeliyiz :)
Bütün ağalar partiye yazılmıştı. Doktor Milillo gibi tek tük ayrı kafada olanlar bile. Neden dersiniz, parti de-mek hükümet demek, devlet demek, baştaki güç demekti; onlar da tabii kendilerini bu güçle birlik sayıyorlardı. Bu-nun tam tersi bir düşünceyle köylüler partiye yazılmış de-ğillerdi, hangi parti olursa olsun yazılacakları da yoktu. Fa-şist değillerdi, liberal de olamazlardı, sosyalist de, daha bil-mem ne de. Çünkü bütün bu işlerin onlarla ilişiği yoktu. Bir başka dünyanın işleriydi bunlar. Hiçbir anlamları yok-tu onlar için. Hükümetle, gücü kuvveti olanlarla, devletle ne alışverişi olabilirdi onların? Devlet, ne türlü olursa olsun, Roma'dakilerin devletiydi. Roma'dakilerse "belli ar-tık, bizim Hıristiyan gibi yaşamamızı istemiyorlar". Dolu neyse, toprak kayması neyse, kuraklık, sıtma neyse devlet de öyle bir şeydi. Karşı konmaz birer bela idi bunlar köy-lüler için.
Sayfa 69·Kitabı okudu
abi yapma.... ilk sayfadan darmaduman etiin
Hıristiyan onların dilinde insan demektir. Onların ağzından sık sık duyduğum bu söz belki aşağılık duygusunun acı belirtisiydi sadece. Biz Hıristiyan değiliz, biz insan değiliz; insan diye değil, hayvan diye bakarlar bize, birer yük hayvanı gibi. Hayvandan da aşağı sayılırız, ecinnilerden bile aşağı, çünkü onlar, melekçe olsun, şeytanca olsun kendi hayatlarını yaşarlar; bizse ufkumuzun ardındaki Hıristiyan dünyasının baskısı, üstünlüğü altında ezilmişiz. Ama bütün sembolik deyimler gibi bu sözün de kelime anlamı daha derine gider: İsa gerçekten Eboli'ye uğramamıştır. Orada yol da, tren de Salerno kıyısının ve denizi bırakıp Lucania'nın ıssız topraklarına gömülür gider. Buraya hiçbir zaman ne İsa gelmiştir, ne zaman, ne ruh meselesi, ne umut, ne sebep netice ilişkisi, ne akıl, ne tarih. İsa gelmediği gibi Romalılar da gelmedi buraya: Onlar da yalnız büyük yollardan gidiyor, dağların, ormanların içerlerine girmiyorlardı. Yunanlılarsa Akdeniz'de kalmışlardı. Batının korkusuz öncülerinden hiçbiri buraya ne akıp giden zaman duygusunu, ne devletleşen din kavramını, kendi kendini besleyen o tükenmez insanlık çabalarını getirememiş. Buraya her gelen yalnız, fatihçe, düşmanca ya da anlayışsız gelmiş. Mevsimler köylülerin çalışmaları üstünden, İsa'dan üç bin yıl önce nasıl geçmişse bugün de öyle geçer. Bu inadım inat yoksulluğa ne tanrılardan, ne insanlardan hiçbir haber ulaşmamıştır. Bizim konuştuğumuz bir başka dil; burada sökmüyor bizim dilimiz, anlaşılmı-yor. Büyük gezginler kendi dünyalarından öteye gidememişler. Kendi ruhlarının dolambaçlarında, iyilik kötülük, günah sevap yollarında dolaşmışlar. İsa Yahudi ahlakının yeraltı cehennemine gitmiş, bu cehennemin dünya kapılarını kapayıp Tanrı adına mühürlemiş. Ama bu günahsız sevapsız karanlık dünyada kötülük bir ahlak olayı
Sayfa 13·Kitabı okudu
Sartre'nin önsözünden
"Bizim bedenlerimiz dünyanın örgüsünde mevcuttur, ama dünya da benim bedenimin kumaşından yapıldı." Marleau-Ponty
Sayfa 10·Kitabı okudu