Daima dünyadan kaçacağım, ama bir manastıra değil.Ya da her akıntının toprakta yolunu bulduğu yere değil, kendimi bulmaya, kendimi unutmaya koşacağım.
Søren Kierkegaard
Sevgi ve nefret çok yakın iki arkadaştır fakat sevgi her zaman nefreti kıskanır ve onun gibi olmak ister.Nefret ise onu avutmak için birbirinden güzel iltifatlar eder.Ondandır ki,sevgi üzerine söylenmiş bu kadar fazla tümce varken,nefret için söylenmiş kelamları fenerle aramak gerekir.Fakat sonuçta,herkesin dönüp dolaşıp varacağı nokta nefret olacaktır.
Ben onu bu kadar çok severken,her anım onu düşünmek,onun açtığı yaralara çare bulmak için uğraşmakla geçerken nasıl olur da başka birisi onu sever,sevebilir?Yoksa kibir denilen illet çok sevmekten mi doğar?