Yeraltı Adamı

Yeraltı Adamı
@DogukanBrcn
Yalnız kalmak tehlikelidir. Bir insan yalnız kaldığında özgür düşünmeye başlar. Bu da "devrim" demektir. -George Orwell
5/10
·248 syf.··
2026 9. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 21:44
Öncelikle bu kitabın evrenini çok yaratıcı buluyorum. Ama ilk yarısından sonra kalitesi düşmeye başlıyor. Son kısımları zoraki yazılmış gibi geldi bana. Neden böyle düşündüğümü anlatacağım ama öncelikle evreninden bahsederek başlayalım. Biz'in evreninde totaliter rejimin hat safhada olduğunu, sanayi devriminde çığır açtıklarını görebiliyoruz. Artık insanlar numaralarla adlandırılır. Herkes günlük rutinlerini saati saatine yerine getirmek zorundadır. Uyumalarından tutunda cinsel ilişkiye girmelerine kadar her şey saatinde yapılmalıdır. Vatandaşlar cam evlerde yaşamlarını idame ettirir ve evleri sürekli gözetlenir. Tıpkı 1984'te olduğu gibi etrafta sürekli devletin propagandasına maruz kalırız. Matematik ve bilimi kötüye kullanarak insanları köleleştirdiklerine şahit oluruz. Ayrıca bu evrende insanlık Yeşil Duvar'ın içine hapsolmuştur. Burası evrenin geçtiği yer olmakla birlikte resmen bir hapishaneyi andırmaktadır. Dediğim gibi, kitabın evrenine hayran kaldım. Gerçekten fikir çok güzel. Üstüne üstlük 1984, Cesur Yeni Dünya gibi eserlerinde Biz'den ilham aldığını duyunca çok büyük bir beklentiye girmiştim. Fakat sonlara doğru kitaptan kopmaya başladım. Betimlemeler aşırı kafa karıştırıcı geldi bana. Hal böyle olunca romandan felaket soğudum. Evrenin daha iyi açıklanması gerektiğini düşünüyorum. Nitekim sonlara doğru olay örgüsünü takip etmek işkenceye döndü. Sonuç olarak tavsiye etmiyorum bu kitabı. Bundan tonla kaliteli distopya eseri sayarım size. Büyük bir cevheri mahvetmişler resmen...
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · İthaki Yayınları · 202111,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu Roman Bir Devrim Çağrısıdır
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Bu romanın her bir sayfasını okuduğumda gündemimizde yaşanan olayları anımsıyorum. 1984 bir evrenden ziyade hapishane gibidir. Burada özgürlük denen bir kavram yoktur. Şimdi gelin sizlere bu distopik evrende yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlatayım. 1984'ün evreninde komünist bir devlet yapısıyla karşı karşıyayız. Devlet sırtını totaliter rejime ve sanayi devrimine yaslayarak sanat, kitap ve daha pek çok şeyi değiştirerek devletten yana bir propaganda aracı olarak kullandığını görüyoruz. Ayrıca tarihte yaşanan olayların dellilerini silerek ya da değiştirerek insanlığın uyanmasını engelliyorlar. Bu saydığım etkenleri bir araya getirerek devlet, insanları köle gibi kullanmaktadır. Devlet adına çalışmak yahutta propagandasını yapmak bir zorunluluktur. Buna karşı gelindiği taktirde infaz edilirsin. Bundan ötürü insanlık devlete boyun eğerek her bir emri köle gibi yerine getirmek zorundadır. ''Savaş barıştır, Özgürlük köleliktir, Cehalet güçtür'' diye sloganları bile vardır. Bu evrende devlet, cehaletten güç alır ve özgürleşmeyi bir yasak haline getirilmiştir. Bilhassa ana karakterimiz Winston Smith'de devlete, yani parti'ye bağlı çalışan birisidir. Oturma odasında tele ekranın görmediği bir alanda günce tutmaya başlar. Yazdıkça düşünmeye, düşündükçe de sorgulamaya ve sorguladıkça da yanlışları fark etmeye başlar. Böylece gerçekleri öğrenip sisteme karşı çıkmayı bir görev haline getirir. Tolaliter rejime karşı bir devrim de diyebiliriz buna. Ayrıca bu evrende herkes Büyük Birader'e boyun eğmek zorundadır. Aslen dış görünüşüyle Joseph Stalin'in ta kendisidir. Egemenlerin her daim sizi izlediğini, görebildiğini vurgular. Aslında kendisi sadece bir silüettir ama insanları hizaya dizip köle gibi kullanmaya yetmektedir. Apartman koridorlarından tutunda ceplerdeki sigara
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,2bin okunma
İŞLENEN GÜNAHIN BEDELİ (SPOİLER)
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Okuduğum edebiyat klasikleri arasından favori seçme şansım olsa gözüm kapalı Suç ve Ceza'yı seçerdim. Karakterleriyle, olay örgüsüyle ve felsefesiyle beni çok etkiledi. Raskolnikov'un hissettiği duyguları bir bir kendim de hissettim. Dilerseniz şimdi de roman hakkında ki görüşlerimi sizlere aktaracağım. Cinayet Raskolnikov cinayet işleyebilmek için kendince haklı sebepler arar. Kötü bir insanı ortadan kaldırmakla bir kahraman olacağını yahutta dünyaya iyilik yapacağını zanneder. Buradan da cinayet planını çok önceden yaptığını anlıyoruz elbette ama asıl soru şu: Neden bunu yaptı? Güç kazanmak istemesi başlıca bir sebep lakin sadece güç kazanmak için cinayet işlediğine inanmıyorum. Bence maddi zorlukları ve yaşantısı da bir sebepti. Üstüne üstlük Rodya acı dolu hayatını değiştirmek istiyordu. İyi bir hayata sahip olabilmek için yapılması zor şeylere cesaret göstermek gerektiğini düşünüyordu. İşte zor olan şeylerden birisi de cinayetti. Acı dolu bir hayat yaşamak istememesinin sebebi de Marmeladov'dur. Bilhassa Marmeladov'un acı dolu hayatı Rodya'yı çok etkiler. Kendi yaşantısına da çeki düzen vermezse hayatının Marmeladov'unki gibi sonuçlanacağını bilir. Yani gelecekte acı dolu bir hayatın kendisini beklediğini düşünür. Kah yaşantısını değiştirerek kah güç sahibi olarak iyi yerlere geleceğine inanır ve cinayeti işler. Cehennem Cinayetten sonra Raskolnikov hastalanır ve psikolojik olarak büyük bir çöküşe girer, paranoyaklaşır. İşlediği günahıyla yüzleşmek zorunda kalır. Bu kısımlar cehennemi tasvir etmektedir. Çevresindekiler cinayet hakkında konuştuklarında Rodya'nın ne kadar ürktüğünü fark etmişsinizdir. Açıkçası beni en çok geren kısımlar da burası olmuştur. Sürekli Rodya gibi ben de paranoyaklaştım ve "acaba birileri bir şeyler biliyor mu?" diye düşünüp
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
İNSANLARIN UYANMASI GEREK
8/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Bu kitap insanlığın uyanmasını sağlıyor. Bana da kitap okuma alışkanlığı kazandırdı. Okurken sürekli günümüzde yaşanan olayları sık sık düşündürdü. İnsan ırkı günümüzde gerilemeye devam etmektedir. Romanda da anlatıldığı gibi insanlık düşünmekten, sorgulamaktan ve analiz etmekten aciz bir varlıktır. Bu sayede devlet insanları istediği gibi yönetebilir, çünkü buna karşı sesini çıkartabilecek kimse yoktur. Fahrenheit 451'in en büyük mesajı buydu bence. Bu romanın geçtiği evrende kitap okumak bir suç haline gelmiştir. Toplum okuyamadığından ve araştıramadığından ötürü bilinçsiz birer köle haline gelmişlerdir. Ana karakterimiz Montag'de sorgulamaya başlar ve daha sonrasında uyanıp sisteme karşı çıkar. İnsanların okumasını, bilgilenmesini sağlamak için elinden geleni yapar. Aslında toplumun çoğunluğu Montag gibi uyanabilseydi yaşadığımız dünyayı bir ütopyaya çevirebilirdik... Velhasılıkelam Fahrenheit 451'i sadece bir sansür eleştirisi olarak görmemek gerek. İnsanlık distopyaları ciddiye alıp harekete geçmediği sürece geleceğimiz tıpkı bu romanda yazıldığı kadar korkunç olacak.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma