«Biri bana dedi ki: «Amma çok insân yeni yazıyı çabucak öğrendiler.» Ben de şu cevâbı verdim: «Bu gayret, bu cebir eski yazı için yapıldı mı? Yapılsaydı aynı netice olurdu.» Öyledir: Sustu.»
«Güyâ yenilik, yenileme yapıyor. Hadi birde dışarıya milyonlar vererek birçok yazı makinaları aldılar. İşitiyorum. Hâlâ yazmıyorlarmış. Elbet, bu bir günde olmaz. Evrim işidir. Mustafâ Kemâl her şeyin yasa darbesiyle ve âni olacağına kânî. Evet, fesi bir günde milletin başından alıp atabilirsin. Fakat yeni yazıyı okutamazsın. Ben çocukluğumdan beri Fransızca ile meşgûlüm. Öyle iken hâlâ Türkçeyi hâlâ Lâtin harfleriyle doğru ve hızla okuyamıyorum. Çünkü yazı bir resim meselesidir. Şekil ve resimdir ki, zihinde kalır ve idrâki yapar. Halbuki, Fransızcayı hızla okuyorum.»
«Yeni harf için her tarafta okullar açtılar. Halkı zorla bu okullara gönderdiler. Birden gazete satışları durdu. Kitâp yayını durdu. Hâlâ böyle. Hükûmet bunlara tazminat veriyor. Okul kitâpları kalmadı. Yeniden basılmaları milyonlar ve uzun zamân istiyor. Bizde millî bir matbaa sanatı vücûda gelmişti. Harfleri İstanbul'da döküyorlardı. Şimdi tuttular, Avrupa'dan harf satın aldılar.»
«Meclis açılınca uzun bir nutuk söylemiş. Bu Nutuk'u işte bu eserimizde eleştirdik. Tekrâr söylüyoruz ki, bu koca altı günlük Nutuk, sâde şahsiyâttan ibarettir. Yoksa, târîhî olayların açıklaması değil.»
«Nutuk'ta iki amaç var: Biri her şeyi ben yaptım, diğeri sevmediği beş-on kişiyi yermek. Bunların arasında ben de varım.»
«Hâlâ Mustafâ Kemâl'i gazetelerde methede ede bitiremiyorlar. Ayyuka çıkarıyorlar. Abdülhamid'e aslâ bu kadar yapılmamıştı. Mustafâ Kemâl'i bir put yaptılar, tapıyorlar.»
«Mustafâ Kemâl bu rezâleti çok ileri götürmüş. Bir baloda herkesin içinde İsmet Paşa'nın karısını da öpmüş. Yanındakiler «Yapmamalıydın» demişler. O vakit «Niye bana haber vermediniz» demiş. Güyâ mazaret!..»
«İsmet de orada imiş. Hiç bir şey dememiş. Namuslu bir erkek olsaydı derhâl Mustafâ Kemâl'i vururdu.»
«Arkasından İsmet gelmiş, karısına «Ne ağlıyorsun? Bir şey değil ki... Hem o, senin kardeşin» demiş. E... Tamdır, İsmet'e lâyıktır, o bunların hepsine katlanır.»