«Milli hareket zamânında istasyon civârına Millî Savunma Bakanlığı cephâne fabrikaları yapmıştı. Mustafâ Kemâl bunları da kendi arazisi saydı. Bakanlığa «Toprak benimdir. Ya satın alın veyâ fabrikalarınızı kaldırın!» dedi. Bakanlık telâş etti. Sonunda Recep'i Millî Savunma Bakanı yaptı. Recep bu araziyi Mustafâ Kemâl'den iki yüz bin liraya hükûmete satın aldı. Yağma...»
«Bu çiftlikte Marmara Havuzu adıyla ve o şekilde bir havuz yapmış, boyu 286 metredir. İçinde kayıklar geziyor. Suyunu uzak bir gölden getirdi. Müthiş masraf oldu. Sonra da Karadeniz şeklinde ve daha büyük bir havuz yaptırdı. Bunu haber alımca, dedim ki : «Ya bu adam bir gün de aklına eser, okyanuslardan biri şeklinde havuz yaptırmak isterse... Felâket, Türkiye'yi suya bastırır» Yanımdaki adam gülmekten öldü.»
«Cumhûriyet ilânı gününe kadar ben işlerde doğrudan doğruya işin içindeydim. Bugüne kadar bu devlete iyilik ve kötülükten ne yapıldı ise, hissem, şeref veya sorumluluğum vardır.»
«Bundan sonra sâde saylav olarak işleri yakından görüyorum. Bir takım işlerin iç yüzünü bilmiyorum. Fakat çok şeyler saylavlar arasında kulaktan kulağa dolaşıyor.»
«Arada Ankara'ya gidiyorum, birkaç gün kalıp haberler alıp dönüyorum. Cumhûriyet ilânından saylavlığımın sonuna kadar üç-dört yıl zarfında Ankara'da toplam üç-beş ay ya oturmuşumdur, ya oturmamışımdır. Meclis'teki görüşmelere karıştığım ilgilendiğim yoktu. Bu süre zarfında söz de on defa ya söyledim, ya söylemedim.»
«Demek Cumhûriyetten beri olan şeref veyâ sorumluluklarda aslâ hissem yoktur.»
«Kâzım Karabekir, Rauf ve arkadaşları bir taraftan, İstanbul gazeteleri diğer taraftan, Cumhûriyetin ilân tarzını eleştirdiler. Beş-on dakikada bir Teşkilât-ı Esâsiye değiştirilebilir mi?»
«Mustafâ Kemâl bununla büyük bir devrim yaptığı fikrinde. Haibuki, cumhûriyet benim pâdişâhlığı kaldıran önergemle benim tarafımdan yapılmış demekti. Şimdi sâde adı telâffuz ediliyor...»