«Bu maddede Türkiye'yi «Türkiya» yazmıştır. Bu tuhaf bir şey oldu.»
«Malûm, âhenk yasası gereğince «Türkiye»dir.»
«Sonunda bu bir mesele oldu. İsmet benden sordu, anlattım. «Türkiye» yazdılar.»
«Bu sûretle Musrafâ Kemâl övündüğü ve kendi icâdı olan "Türk Sui General [Eşsiz] Devletini" zedelemiş, hâkimiyet milletindir diye haykırırken, bu hâkimiyeti, Meclis'in kuvvetini azaltmış, tamâmıyla Hukûk-ı Esâsiye kitâplarında mevcût Avrupa'daki devlet tarzına girmiştir.»
«Zâten öncekisi bir anomali idi, böyle olacaktı. Oldu, ancak yine bizim cumhûriyet, bize özel ve benim icâdımdır diye nasıl övünüyor bilmem... Övünmesinde berdevâmdır, devâm etsin...»
«Cumhûriyet ilânını söylerken Mustafâ Kemâl Nutuk'unda (s.488) sayfanın sonlarına doğru ne kibir ve azametle atıyor: «Yemek sırasında yarın cumhûriyet ilân edeceğiz.»...»
«Mustafâ Kemâl yemin etmiş : «İstemem! Kabûl edersem, dünyânın en alçak adamı olayım» demiş. Onları işitince bunlara ve İsmet'in sözüne hayret ettim. Aralarında ne oluyordu bilmiyorum. Lâkin beş-on gün sonra Mustafâ Kemâl Cumhûrreisi oldu!... Tabîî alçak da oldu... Zâten alçaktı, bir şey kaybetmedi.»
«Ben: «Bu mevki Mustafâ Kemâl'indri. Sırada ilk odur.» dedim. İçimden diyorum ki: «Mustafâ Kemâl bu mevkiyi başkasına verir mi? Sonra kan mı dökülsün!..»»
«Galiba kendi olmak istiyor. Benimle, bir komploya girmek fikrinde idi. Bu yanıtı alınca sustu. Çünkü Mustafâ Kemâl'den Allâh gibi korkar. Mustafâ Kemâl bunu bilse, İsmet'in etini çiğ çiğ yer.»