Bu hıza ayak uyduramayan, buna dayanamayan, kavga-yarışı için yaratılmamış olan kurtlardan bazılarının nefesleri kesilip düşüyor, hortum hortum savrulan toz bulutu altında yarı ölü yatıyorlardı. Ölmez de ayağa kalkarlarsa, karınlarını doyurmak için, kaçmasını bile beceremeyen koyun sürülerine saldırırlardı. Ama bu defa da başka ve daha büyük bir tehlike bekliyordu onları: Koyunların yanında insanlar da vardı. O hayvanların hem esiri hem ilâhı olan insanlar!
Akaki Akakiyeviç, ömrünün en sonunda da olsa palto biçimine bürünmüş kutlu bir konuk, göz kamaştırıcı bir ışık olarak yoksul yaşamını aydınlığa boğan bir mutluluğu yaşadı ve sonra çarların, hükümdarların, tüm dünyaya egemen olanların başına gelen mutsuzluk onun da başına geldi, yıllarca kalemdeki arkadaşlarının alaylarına nasıl sessizce katlandıysa, öyle sessizce dünyasını değiştirdi.