“Senin ve benim yanlış bir çağda doğduğumuzu düşünmüyor musun?
“Sen ne zaman doğmak isterdin?”
“Yüz yıl, iki yüz yıl sonra. İnsanlık başkalaşım geçiriyor, neye dönüşeceğini bilmek istiyorum.”
“ Gidip bizi bekleyebileceğin bir bitiş çizgisi olduğunu mu sanıyorsun? Aç gözlerini! Tek bir bakışta her şeyi birden kucaklayamazsın. Tabii Tanrı değilsen…”  
İşte o zaman ayağa fırlayıp, kollarını yağmura doğru kaldırarak haykırmıştı:
“Tanrı! Tanrı! İşte güzel bir meslek!”
“Evet, öldüreceğim. Çoktan başladım bile. Öldürmek derken öyle Bucks Jones un tabancasını alıp dan diye öldürmeyi kastetmiyorum. Öyle değil. Kastettiğim onu kalbimde öldürmek. İyiliğini istemekten vazgeçmek. Derken bir gün ölüp gidecek.”
Yaşam soluğumuzun kaynağını soruyorsun
Çok uzun bir hikayeyi özetlemek gerekirse
Derim ki çıkmış ummanın derinliklerinden
Sonra umman yutuvermiş onu yeniden